Adına, konusuna bakıp bir polisiye roman okuyacağınız zannetmeyin. Evet bir cinayet var, cinayetin peşinde jandarma var, şüpheliler var, sorgular da var ama buna rağmen kabul edilebilir anlamda bir polisiye değil. Ne mi? Bir novella; tek bir olay ve bir asker karakterine odaklanan, yoğun ve akıcı bir anlatı.
Bir başka ilginç nokta da yazarın merkeze aldığı Lituma, eserin asıl karakteri değil, asıl karakter olan Teğmen Silva’nın yardımcısı olan bir er, esasında olayların başlangıcında, gelişiminde ve çözülmesinde pek rolü yok. Yazar, baş karakter olan Silva yerine er Lituma’yı merkeze almış, Lituma’nın gözünden olaylara bakmış ama her şey Silva etrafında dönmüş, değişik bir anlatım.
Silva değişik bir karakter, eğer bir novella olmasaydı unutulmayacak roman karakterleri arasına girebilirdi. Argo konuşan, sözünü sakınmayan, kurnaz biri, kasabanın tombul kadınlarından birine deli gibi âşık, saklamıyor da, aşktan alev alev yandığını her yerde ulu orta konuşuyor, üstelik kadın evli.
Silva aynı zamanda acayip bir sorgu memuru. Tilki gibi karşısındakinin duruşuna göre taktik almayı iyi biliyor. Sarhoşla sarhoş, köylüyle köylü, kodamanla kodaman gibi konuşma becerisi sayesinde delil toplamada üstüne yok. Yazara bu noktada hayran olmamak elde değil, keza diyaloglar büyük bir ustalığın ve kabiliyetin eseri.
Teğmen Silva’nın cinayetin baş şüphelisi Pilot Dufo’yu zil zurna sarhoş yakalayıp, ağzından birkaç laf almak için girdiği cambazlıklar, attığı taklalar okuyana M. Vargas Llosa gerçekten büyük yazar dedirtiyor. Ne diyalogdu! Bu arada çevirmenin de hakkını yememek lazım, eserin aslı nasıldır bilmiyorum ama kullanılan argolar öyle yerli yerinde ki, çeviride sırıtmıyor hatta cuk diye oturuyor.
Daha önce Vargas Llosa’nın pek çok romanını okumuş biri olarak bunu elbette o ağır kurgularla, o yoğun edebiyatla kıyaslayamam fakat hafif, keyifli ve iz bırakan bir uzun hikaye okumak isteyen için de en iyi seçeneklerden biri Palamino Molero’yu Kim Öldürdü?