Buradakilerin fanatik kitap okuduğunu düşünüyorum. Karşılaştırınca Dazai'nin kısa hikayelerinden epey bir farkla daha başarılı, öğüt verir nitelikte, ancak daha düşük puan almış. Ben iki hikayeyi de gayet beğendim ve birkaç günde bitirdim.
İlk hikaye daha çok şöyle bir his uyandırdı: hayatı her ne kadar bir ideale bir zevke adayarak yaşamak dolu dolu gözükse, zamanımızı yese de, bu tür bağımlılıklardan uzaklaşmak gerçek bir zevk insanlar için. Mataiçi belki de aptalca diyebileceğimiz bir saflıkla yaşayan Masako ve japon balıklarını idolize ediyor. Onlar kendinin tam aksine karnı acıkınca yiyen uykusu gelince uyuyan hayatını tek bir ideale bağlamadan sakinlik içinde yaşayıp giden canlılar. Mataiçi ise onlar gibi olmak yerine her ikisine de şehvetle sahip olmak isteyen bir karakter ve bunu asla başaramıyor, ta ki son sayfalarda kendi benliğini ve idealini unutup neredeyse sadece bir gözlemci olarak doğayı seyredene kadar. Burada Mataiçi ne kadar Japon balığı hedefine ulaşsa da yazarın insanlara göstermek istediğinin hırslardan arınmış ve doğal akışında bir hayatın güzelliği olduğunu düşünüyorum.
İkinci hikayedeki Betsuşiro ise bana "Kış Uykusu" filmindeki Aydın karakterini anımsattı. Yine de Betsuşiro Aydın'ın aksine ölüm düşüncesine o kadar uzak değil. Kendi içinde küçüklüğünü ve hayatın değersizliğini kavrayan birisi, ölümü çıkış olarak görüyor. Basit ancak ıstırap verici hayat onda insanlarla arasına bir set koyma ihtiyacı uyandırmış, yine de başkalarından amansızca onay bekleyen yalnız birisi. Ölümden sonrasını düşünmek onu rahatlatırken, ölüme giden süreç yani hayat tatsız bir süreç. Hayatta belki bir şey olurum diye oradan oraya savruluyor, bu da başkaları tarafından kolayca yönlendirilmeye açık ama hırslı bir hale getiriyor onu. Aynı ben. Sonda farklı bir şey olamayacağını kabulleniyor, hayatı kabulleniyor. Kendini sonunda başkaları gibi normal görmeye, empati yapmaya başladığı için yumuşuyor ve göz yaşı döküyor. Hem kendisi hem de insanoğlunun acizliği için belki de.
Feminist bir açıdan bakınca ise yazarın neden bu iki arzularına bağımlı karakteri de erkek seçtiğini anlamak zor değil.