Sonlu hayatların, sonsuzluğa yolculuklarının bir seyri gibiydi okuduklarım. Her cümlesi bir bir damladı ruhumun yarıklarindan gönlümün denizine. Hepsi bir anlam arayışı içinde kaybolarak çarptı hüzün kıyımıza. Sonunda bize kalan aşınmış yosunlu bir yürek oldu.
Anlamlı bir son Filozof için ölümün anlamıydı. Çoğumuz ölüm ve sonrasıyla kafa yorarken satır aralarında bulduk belki de hakikati...
Bitmesini asla istemediğim bir hikayenin küçük bir parçası gibiydim. Uzun bir hikayeydi ve daha da uzun olsun istedim ama bazı hikayeleri anlamlı kılan uzun olması değildi oysa ki... Hikayeye anlam katan okuyucuda bıraktığı o hüzünlü yalnızlıktı aynı zamanda. Tıpkı Çaylak ile Filozof un bu gönülleri muhabbete doyuran hikayesiyle bizleri hem hüzne hemde tarifini bilmediğimiz bir yalnızlıkla başbaşa bırakması gibi... Çok uzattım evet ne yazsam hislerim kelimelerle vücut bulamayacak biliyorum bunun içindir ki her ne yaşta olursanız olun mutlaka Çaylak ile Filozof la tanışın derim. Tavsiyemizdir efendim