·464 syf.····Okunma: 15 Nisan 2026 14:06 Leviathan'ın Gölgesi serisinin ilk kitabı Zehirli Kadeh; zihinde kolayca canlanan anlatımı, detaylı ve yoğun kurgusu, fantastik unsurlarla zenginleştirilmiş dedektiflik hikayesi ile beğendiğim ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. Sherlock Holmes ve Dr. Watson fantastik bir evrende yaşasa nasıl bir hikâye ortaya çıkardı sorusuna güçlü bir yanıt verdiğini düşünüyorum.
Kantolara ayrılmış büyük bir imparatorluk, hiyerarşik bir düzen içinde konumlanan biyologlar ve mühendisler gibi görevliler, bilimsel yöntemlerle zihni ve bedeni güçlendirilmiş insanlar olan Yüceler, İmparatorluğu tehdit eden devasa yaratıklar ve bedeninden filizler, tomurcuklar çıkarak öldürülen insanlar gibi unsurlar; bir suç hikâyesi çerçevesinde oldukça dikkat çekici bir yapı oluşturuyor.
Khanum İmparatorluğu; uzmanlık alanlarına ve rütbelerine göre yapılandırılmış, kantolara ayrılmış bir sistem üzerine kuruludur. Bu imparatorlukta, ihtiyaçlara ve görevlere göre bazı insanlara “sufüzyon” adı verilen bir işlem uygulanır.Gördüğü ve deneyimlediği her şeyi hatırlayan kazıcılar, tüm matematiksel işlemleri zihninden yapabilen aksiyomlar, insanüstü güçleri ve fiziksel özellikleriyle öne çıkan çatırdayanlar “Yüceler” olarak adlandırılmaktadır. Aynı zamanda İmparatorluk görevlileri, Militis ile başlayıp Conzulate ile sonlanan bir rütbe sistemine tabidir.
Böylesi bir imparatorlukta, Daretana kantonunda yer alan gösterişli bir malikanede bir cinayet işlenir. Ancak bu cinayet sıradan değildir. Komutan Blas, vücudundan filizler ve tomurcuklar şeklinde dallar çıkarak öldürülmüştür. Daretana Soruşturmacısı İmmunis Ana Dolabra, asistanı Dinios Kol’u olayı araştırması için görevlendirir. Din; gördüğü ve dokunduğu her şeyi hatırlayabilmesi için değiştirilmiş bir Yücedir. Malikane, bu olaya açıklık getirebilecek İmparatorluk biyologları ve mühendisleriyle doludur. Ancak hiçbiri, Daretana’ya sürülmüş baş soruşturmacı Ana’nın keskin zekâsı ve sezgileriyle boy ölçüşemez.
Bu süreçte, yağış mevsimleriyle birlikte ortaya çıkan devasa yaratıklar olan Titanlar; İmparatorluğu koruyan duvarlara yaklaşmakta ve büyük bir tedirginlik yaratmaktadır. Tüm bu gelişmelerin ortasında Din’in olağanüstü hafızası ve Ana’nın öngörülü sezgileri birleşerek, imparatorlukta saklanan sırları gün yüzüne çıkarır. Ortaya çıkan gerçekler, bu cinayetin tekil bir olay olmadığını ve uzun süredir planlanan derin bir düzenin parçası olduğunu gösterecektir.
Planlı ve katmanlı bir suç hikâyesinin, özgün fantastik unsurlar ve epik bir evrenle harmanlandığı bu kitap; kendi içinde bir sonuca ulaşması sayesinde ikinci kitabı beklemeye gerek kalmadan da tatmin edici bir okuma sunuyor. Yine de ikinci kitapta Ana ve Din’in başrolde olacağı yeni bir hikâye okuyacağımızı düşünüyorum.Önerimdir.