·440 syf.····Okunma: 31 Mart 2026 12:43 "Çünkü ben en çok kendimi sevmiyordum, en çok ölmüş babamı, sonra annemle anneannemi seviyordum. Ama onlar en çok kendilerini seviyorlarsa bana ne kalacaktı?"
.
Ayfer Tunç'un diğer kitapları gibi bu kitabını da elimden bırakamadan okudum.
Dört kuşak kadın hikayesini (Esme, Şehbal, Ayhan, Şehnaz),
Şehnaz'ın E.'ye olan saplantısını,
Şehnaz'ın zihninin içini,
Onun sevilmeyişini,
Sevilmedikçe daha da saplanmasını,
Düştüğü çukurun dibinin sanıldığından çok daha derin ve eski hatta kuşaklar ötesinde oluşunu,
Kadınlara genetik yolla 'bulaşan' alın yazısını,
Babasızlığın etkilerinin ne denli yıkımlara yol açabileceğini,
Farkında olmakla harekete geçebilmek arasındaki uçurumu okudum. Bayıla bayıla okudum.
Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze uzanan siyasi iklimi,
Akademinin kokuşmuşluğunu,
Çarkların sadece çıkarlar uğruna döndüğünü,
Kadınsan eğer ve başarılıysan kabul görmenin ne kadar zor olduğunu, altında hep bir bit yeniği arandığını,
Türkiye'de kültür-sanatın seneler içinde ne yönde değişim gösterdiğini,
Her şeyin için sistematik olarak nasıl boşaltıldığını içim yana yana okudum.
Elimden bırakamadan,
Karakterlerle aynı odanın içindeymişim gibi hissederek,
Empati ve sempati duyarak,
E''nin ve Eyşan'ın da hayatlarının arka planlarını delice merak ederek,
Ayfer Tunç'un neredeyse pek çok kitabında yeni şeyler denemesine ve bunun hakkını vermesine hayran kalarak,
Bu kalemin bu topraklardan çıkmasının ne büyük bir şans olduğunu düşünerek,
Çok severek, çok severek okudum!
İyi ki okudum.
Canıgönülden tavsiyedir. Tabii okumayan kaldıysa...