Bazı isimler vardır, sadece bir isim değildir.
Bir duygu olur, bir bekleyiş olur, bir eksiklik olur.
Lavinia tam olarak böyle bir kitap.
Birini sevmekle, o sevginin içinde kaybolmak arasındaki ince çizgide duruyor.
Okurken şunu hissediyorsun:
Bu sadece bir aşk değil, daha çok bir iç konuşma. Söylenemeyenlerin, dile gelmeyenlerin birikmiş hali.
Dili çok yoğun değil ama his olarak ağır.
Bazı cümleler var, sade ama içe işliyor. Çünkü herkesin içinde biraz “söylenmemiş” kalmış şeyler var.
Kitap boyunca şu duygu baskın:
Sevmek bazen kavuşmak değildir.
Bazen sadece içinde taşımaktır.
Bu kitap neden okunmalı dersen;
çünkü insanın içindeki o sessiz duygulara dokunuyor.
Ve bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, birinin bizim yerimize hissetmesi.