Alberto Ruy Sanchez’in kalemiyle hayat bulan Mogador; bir coğrafyadan ziyade duyuların geometrisiyle çizilmiş bir ütopya, haritalarda bulunmayan bir rüya şehirdir. Bu evren, kösnül ve mistik bir melankolinin başkenti; "dokuz dokuzluk" ritmiyle atan arabesk bir dokudur. Orada dünya dokuzar dokuzar sayılır; her adım ve her nefes, bu kutsal döngünün bir parçasıdır.
Haritalarda izi sürülemeyen bu şehir, ancak onu ruhunda taşıyanların yaşayabileceği bir evrenidir.
Farklı kutuların içinde saklı, beş paket kâğıt ve beş ciltlik çeşitli geometrik defterler... Bu defterler, şehrin görünmez mimarisini çizer. Masanın üzerinde ise hayatın ve hazzın özü durur: Altın rengi bir yağ ibriği, keskin kokulu safran, bereketli argan yağı, mavili beyazlı çinili tabaklar.
#dokuzkere şaşkınlık; Doğu mistisizminin esintileriyle hayali bir adada kurulan, rüya ile gerçeğin harmanlandığı o "rüya şehir”, olaydan daha çok atmosfer odaklı bir yolculuk.
Not: Eser, yoğun "kösnül" yapısı nedeniyle her okura hitap etmeyebilir.