·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Nisan 2026 15:17 Olan biten her şeyi düşünerek ve rüya gördüğümü fark etmenin getirdiği umutsuzluğa kapılıp kapılmadığımı anlamaya çalışarak evimde, yatağımda uzandım ve gariptir ki kendimi umutsuz hissettiğimi fark ettim. Yoksa gerçekten bir rüya mıydı? Rüya idiyse eğer; önyargılar, endişeler, bu şüphe ve mücadele zamanının getirdiği güvensizlikle yepyeni bir hayata tanık olurken bilincim nasıl bu kadar yerinde olabilirdi?
------
Hayattan nefret eden, ölümden korkan insanlar...Geri dönün ve bizi gördüğünüz, mücadelenize biraz umut kırıntısı eklediğiniz için daha mutlu olun. Hala yaşayabiliyorken yaşayın mücadele ederek, ne kadar acı ve emek gerekirse gereksin, ta ki kardeşlik, sükûnet ve mutluluk günlerine ulaşıncaya dek.
------
Bir sosyalist olan William Guest, Londra'da katıldığı bir grup toplantısının ardından uyuya kalır ve roman bir anda başlar. Yıl olmuş 2102... Guest bir çok şeyi şaşkınlıkla ama büyük bir heyecanla karşılar. Konuşur, sorar, sorgular ve çok merak eder. Kitap boyunca Guest'in sanayi devrimiyle bıraktığı Londra'yı yapay bir cennet olarak görürüz. Zira uyuduğunda bıraktığı Londra ile uyandığında bulduğu Londra bambaşkadır. Guest yeni uyandığı dünyayı çok sevmiş ve çok beğenmiştir...
Uyandığı çağda her şey değişmiş, sanayi devriminin izleri silinmiş, doğa verdiğini geri almış. Para ve özel mülkiyet anlamsız kavramlar haline gelmiş.
(Bu kısımlar rüya gibi okurken keşke böyle olsa hissine kapılmadım diyemem)
Zorlu işleri makinelere yaptırmak dışında, el emeği ve zanaatin çok değerli olduğu bir dönem başmış.
Yasalar değişmiş neredeyse yasasız toplum oluşmuş. Kitapta Guest'in uyandığı (veya rüyada olduğu) çağda evren çok gerçekçi yönleri bulunan bir ütopya gibi önümüze serilmiş.
Kitabın kahramanı yazarın kendisinden izler görebildiğimiz bit kahraman. Şair, çevirmen, ressam ve ilk dönem sosyalisti olan William Morris kitabında ilgi alanlarını, bilgi birikimini ve fikirlerini, görüşlerini bizlere aktarmayı başarmış.
Kitabın bazı bölümleri şiir gibi akıcılıkta yazılmış, bazı yerlerdeki betimlemeler gözlerimizin önünde tablo yaparcasına ayrıntılı verilmiş. Kitapta baskın olan bir estetik duygusu var. Konuşmalar ve diyaloglar şeklinde ilerliyor. Okuması kolay, dili anlaşılır ve akıcı.
Ben okurken hiç sıkılmadım.
Zira sizde, kadın ve erkeğin net şekilde eşit olduğu, eğitim ve öğretimin okul binalarında sınırlı kalmadığı, sanatçılığın ve zanaatin değerli olduğu, yasaların ve kanunların olmadığı herkesin kendi otokontrolünü sağladığı, paranın değersiz bir paçavra sayıldığı, aile yapısının duygusal bir birlik olduğu ütopyayı okurken, sıkılmak şöyle dursun keyif alırsınız.