Olga Tokarczuk, uzun süredir okumak istediğim bir yazardı. Hiç eserini okumadığım bir ülke olan Polonya’nın yaşayan en önemli yazarı diyebiliriz. 2018’de Nobel ve benim daha çok önem verdiğim Man Booker Uluslararası ödülünü kazanmış. Kitap dostum
Begüm Çakır bu kitabı hediye edince kitabı hemen okumak istedim.
Kitap bizi 17. yüzyıl Fransa’sına götürüyor. 1865 yılında Fransa Kralı Katolikliği tek yasal din olarak ilan eder. Protestanlar ve mezhep değiştirmek zorunda kalır ya da ülkeyi terk ederler. Ülkeyi terk eden bir grup insan “Kitap”ın peşine düşerler.
Macera dolu bir yolculuk beklerken masalsı bir anlatımla felsefi bir roman okuyoruz. Felsefe, simya, büyücülük, bilim, astroloji gibi konularda o dönemin bilgilerine ulaşıyoruz. Hikayenin akışı yavaş ilerlemesine rağmen karakterler arasındaki sohbetler ve karakter gelişimleri etkileyiciydi.
Açıkçası bu tarz romanlar pek tercihim değildir ama bu kitabı sevdim. Sonuna kadar merakla okutturdu ve çok şey öğretti.