Puan vermedi·147 syf.····Okunma: 17 Nisan 2026 16:02 Bazı romanlar okunup biter…
Bazı romanlar ise bittiği halde insanın içinde susmadan yaşamaya devam eder.
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat benim için tam da böyle bir romandı. Çünkü bu kitapta anlatılan sadece yarım kalmış bir aşk değil; bir kadının kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamamasının derin acısıydı. Fitnat’ın sessizliği, sayfalar boyunca konuşan en ağır cümleydi. Talat’ın sevgisi ise bazen sevmenin yetmediğini, bazı toplumlarda aşkın bile geleneklere yenildiğini gösteriyordu.
Şemsettin Sami bu eserde yalnızca iki gencin hikâyesini yazmamış; yıllar geçse de değişmeyen bir gerçeği anlatmış:
İnsan bazen sevdiğini değil, ona biçilen kaderi yaşamak zorunda bırakılır.
Bu kitabı kapattığımda aklımda bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası kaldı;
içimde derin bir hüzün, boğazımda düğümlenen bir sessizlik ve şu düşünce:
Bazı insanlar ölmez…
Sadece yaşayamadıkları hayatın içinde yavaş yavaş kaybolurlar.