Gönderi

1/10
·160 syf.··
2026 2. kitabı
Engereğin Gözü benim için yalnızca bir hayal kırıklığı değil, aynı zamanda ciddi bir sorgulama sebebi olmuştur. Eser boyunca Osmanlı; sistematik biçimde, şehvet düşkünü, acımasız, ahlaki sınır tanımayan ve kendi içinde sürekli yıkım üreten bir yapı olarak resmedilmektedir. Tarihte tartışmalı uygulamalar ve sert iktidar mücadeleleri olduğu elbette inkâr edilemez; ancak bu unsurların hiçbir tarihsel, siyasal ve sosyolojik bağlam sunulmadan, yalnızca en uç ve çarpıcı halleriyle verilmesi, anlatıyı edebi bir yorum olmaktan çıkarıp seçici ve yönlendirici bir kurguya dönüştürmektedir. Daha da önemlisi, romandaki bu yaklaşımın, yer yer oryantalist kalıplarla örtüşen, “Doğu’yu aşırı, yoz ve denetimsiz güç alanı olarak sunan” bir anlatı diliyle ilerlediği görülmektedir. Bu durum, eserin yalnızca bireysel bir kurgu tercihi değil, aynı zamanda problemli bir temsil biçimi olduğunu düşündürmektedir. Yazarın eseri “tarihsel roman değil, alegori” olarak değerlendirmesi ise bu sorunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira gerçek bir tarihsel dönem, gerçek bir devlet yapısı ve tarihsel figürler kullanıldığında, anlatının sorumluluğu da aynı ölçüde artar. Alegori savunusu, bu ölçüde tek taraflı ve bağlamdan koparılmış bir tasviri meşrulaştırmak için yeterli değildir. Bu haliyle eser, benim açımdan bir roman olmaktan ziyade, belirli bir bakış açısını güçlendirmek amacıyla seçilmiş, abartılmış ve genelleştirilmiş unsurların bir araya getirildiği bir metin izlenimi bırakmıştır. Özellikle tarihsel arka planı yeterince bilmeyen okurlar açısından, bu tür bir anlatımın yanıltıcı ve indirgemeci sonuçlar doğurabileceği kanaatindeyim. Sonuç olarak, eleştirel edebiyat ile haksız genelleme ve çarpıtma arasındaki çizgi bu eserde aşılmıştır. Bu nedenle eseri tavsiye etmiyorum.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.