Arkadaşlarım çok övdü diye başladım aslında bu seriye. Normalde öyle her şeyden çabuk etkilenen biriyim; o yüzden "ya üzülürsem" diye pek yanaşmıyordum başta. Ama geçen gün kitapçıda son bir tane kaldığını görünce "hadi alayım artık" dedim. Zaten Türkçede sadece ilk 4 cilt varmış. Bu arada, bu benim merak edip kendi paramla aldığım ilk manga oldu, o yüzden yeri bende hep ayrı kalacak muhtemelen.
Okurken bir yandan da animesini izleyeyim dedim, ben daha 7. bölümdeyken ilk cilt bitti bile. Konusunu hiç bilmeden okumaya başladım ama beklediğimden çok daha ilgi çekiciydi.
İlk ciltte aslında bu iki kızın neden Tokyo’ya gitmek istediklerini, yani geçmişlerini öğreniyoruz. Önce Hachi’yi (Nana Komatsu) okuyoruz. Hachi tam olarak o her şeye hemen inanan, sürekli birilerine aşık olan, biraz saf ama çok tatlı kızlardan. Tokyo’ya gitme sebebi de öyle kariyer falan değil, sırf sevgilisi Shoji’nin yanında olmak. Hatalarına falan bazen "yapma be kızım" diyorsunuz ama o kadar samimi ki bir şekilde ona hak veriyorsunuz.
Sonra hikaye bir anda değişiyor ve Nana Osaki’ye geçiyoruz. O çok daha başka bir dünya. Siyah deri ceketi, punk tarzı ve o duruşuyla inanılmaz bir karakter. Onun tarafında müzik tutkusunu, Ren’le olan o hüzünlü aşkını ve kimseye muhtaç olmadan ayakta kalma çabasını görüyoruz. Nana için Tokyo, birinin peşinden gitmek değil, kendi tırnaklarıyla bir yerlere gelme mücadelesi demek.
İyi ki almışım diyorum kalan o son cildi. Eğer siz de benim gibi "ya çok etkilenirsem" diye korkuyorsanız, bence Nana için bu riske girmeye değer. Devamında neler olacağını şimdiden çok merak ediyorum.
Nana - Cilt 1Ai Yazawa