·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Nisan 2026 16:41 Bu kitabı yorumlamaya çalışacak herkesin ilk cümlesinin “bu kitabı anlatmak oldukça zor” olacağına eminim. Anlamın aktarılabilirliği hep eksikken, böyle bir başlangıç cümlesi sanırım oldukça yerinde.
Düşünsel bir selin içinde görüntüler, imgeler… Bir hamam böceğinden sızan kadim bilgelik. Görebilene, bir hamam böceği bile başlı başına bir dünya. İnsan öncesi evrenle üç bin yıl sonrası arasında kıvrılan bir anlatı; belki de bir hiçlik. Yazar, kendimizin ötesine geçmek yerine kendimize doğru gitmeyi fısıldıyor.
İnsan olmanın, insan türü için bir ideale dönüşeceği zamanlar gelecek. İnsanlık, kendi içinde geriye doğru ilerleyecek; bir çöle, bir kayaya, bir plazmaya, varoluşun ilk izlerine dek uzanacak. “Ben” dediğimiz şey dünyanın anlık bir yanılsamasıysa, ben kimim? İnsan nedir, kime denir? Kitap, bu soruların soyutluğunda dolaşıyor.
Ya çok seveceksiniz ya da hiç sevmeyeceksiniz. Arada bırakmayan bir enerjiye sahip. Uzun zamandır “gerçekten sevdim” diyebileceğim kitaplarla karşılaşmıyordum; ama bunu sevdim diyebilirim.
Bu kitabı bana armağan eden sevgili Çağatay’a da ayrıca teşekkür ederim.