Gönderi

Puan vermedi·488 syf.··
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 09:06
"Bir kadın neden bir seri katille evlenir? Reddetmeye hakkı yoktur da ondan..." Bu kitap 8. Hanry'nin son evliliğini ve son dönemlerini Catherine Parr'ın gözüyle anlatıyor. Catherine o dönemin kadın olmanın verdiği zorlu koşulları yetmiyormuş gibi okumak ve çeviriler yapmakla beraber hayatta kalma mücadelesini daha da zorlaştırmış durumda. Dönemin reform hareketlerinin İngiltere hanedanlığınca nasıl karşılandığını, gücün tek bir adamda olmasının getirdiği zalimliği, insanların kendi ana dilleriyle İncil okumasının din düşmanlığı ve vatana ihanet olarak yargılanmasına sebep oluşunu anlatıyor. "Eğer bir erkeğin karısıysanız kendi düşünceniz olmuyor mu?" "Kendi düşüncen olabilir. Ama konuşamazsın. Kendi kendine düşünebilecek ama bunları her zaman açığa vurmayacak bir hayat yolu çizmen gerekiyor." "O zaman ben evlenmeyeceğim. Eğer eş olmak kendi fikrinden vazgeçmek demekse, ben evlenmeyeceğim" "Bu dünyada belki haklısın. Ama dünya değişiyor. Belki sen evlenecek yaşa geldiğinde dünya kadınların da sesini duyabilir." Catherine İngiltere tarihinde kendi ismiyle kitap bastıran ilk kadın olmutur. Reformun önünü açmış, Protestanlığın özgürce yayılmasında etkili olmuştur. Bu kadar şey atlatmış, en sonunda başarmış ve hayatının aşkıyla evlenmiş olmasına rağmen yanlış kişiyi seçmesinden kaynaklı mutluluğa ulaşamamıştır... Bu kitapta bana en çok dokunan kişilerden biri de Kiliseye gidip bir kadın olarak İncil'i okuyan Anne Askew olmuştur: Sarayda, Catherine ve diğer Protestanlar ile beraber İncil üzerine konuşan, fikir yürüten kendine güvenli, korkusuz ve cesur birisi olan "Kadın Vaiz" Anne Askew, "sapkınlık" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine atılır. Diğer Protestanların ve özellikle adı istenen Catherine Parr'ın isimlerini vermeyi reddeder. Tutukluluk süresinde hiçbir itirafta bulunmayarak sessiz kalır. Bunun sonucunda Londra Kulesi'ne götürülerek ağır işkencelere maruz kalan kadının vücudu birbirinden ayrılır, omuzları ve kalçaları yerinden çıkar, dirsekleri ve dizleri yerinden fırlar. Canlı canlı yakılmak için gitmesi gereken sandalyeye yürüyemediği için taşınmak zorunda kalır. Saraydaki bağlantılarını asla açıklamaz ve böylece belki de bir İngiltere kraliçesini aynı kaderden kurtarmış olur. Anne Askew, Londra Kulesi'nde işkence gören sadece iki kadından biri olma gibi korkunç bir ayrıcalığa sahip olarak tarihte adını yazdırır... Onunla ilgili kitapta en sevdiğim alıntıları ise bunlar oldu: "Zavallı ruhlar, elbiselerine hacı işareti takmışlardı, ama bir kadının kilisede Tanrı'nın Sözü'nü okumasını din düşmanlığı olarak görüyorlardı." "Sanırım bu kız kendi hayatını kuran, kendi yolunu çizen ve kendinden sorumlu olan tanıdığım ilk kadındı. Kendini başkalarının istediği gibi terbiye etmeyen tek kadındı."
Kraliçenin TerbiyesiPhilippa Gregory · Artemis Yayınları · 202137 okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.