Gündemdeki olaylara yönelik:
Peygamber efendimiz zamanına Asrı Saadet denilmesinin sebebinin din ve fen ilmini beraber işlemeleri olduğunu düşünüyorum. Dediğiniz gibi bizim zamanımızda şiddet içerikli dizi ve oyunlar vardı ve biz de düzgün yetiştik. Ama yetiştirdiklerimiz bu halde. Çünkü ne sıkı ne de boşluğa gelmez çocuklar. Sınırlar ve seçimler vardır. Kader konusunu işlerken Allah bize seçme şansı vermiştir ve bunun sonuçları, yaptırımı vardır. Din aslında felsefede asla gerçekleştirilemeyecek olan ütopyaları yani toplumsal düzenin en mükemmel halini bize sunmuş. Bizim yapmamız gereken onu hayata geçirebilmek.
1- Önce doğru kaynakla hepimiz hareket etmeliyiz, davranışlarımız genel ahlakı yazan Kur'an'a göre olmalı. Yani biz ebeveynler ilk önce hal diliyle çocuklara örnek olmalıyız. Sabah kalktığımızda insanlara yardım edebilmek, bu hayatı yaşanabilir kılacak pozitiflikte olabilmek, bencillik içinde yüzmeden insani olan davranışlarımızı yapabilmeliyiz. Yemek, içmek, yatmak ve bunları yapabilmek için çalışmamalıyız bunlar hissel ve hayvansal yönlerimizdir. Ve çocukta sırf mutluluk ve zevk için yaşadığını düşünüp, bunları elde edemediğinde de sorumluluk almadan, yatarak, küfrederek, sürekli TV izleyerek, zarar vererek büyüyebilir.
2- Biz de TV vb. izlerdik ama dozundaydı, biz toplumsallaşabiliyorduk, dışarıdan eve girmezdim ben hayal gücümün yapabileceği tüm oyunları oynardım benim telefonum yoktu lise 3 e kadar. Yani TV de kirlettiğim bilincimi temizleyecek yerlerde bulunurdum ve zihnim temizlenirdi. Biz sürekli kirlendigimiz yerlerden temizleneceğimiz yerlere gitmeliyiz.
2- Bu Kur'an-ı öğretecek ilim sahipleri ve örnek insanlar olmalı. Bu da demek oluyor ki ahlakı gerçekten doğru öğrendikten sonra çocuğa ilk önce hal dili ile sonra dil ile onlara öğretebilmeliyiz. Çocukların ortamlarını ona göre seçmeliyiz. Hal dili güzel insanların yanında abi, kardeş, dede, öğretmen artık hangileriyse oralarda bulunulmasını sağlamalıyız. Çocuk çünkü hem toplumsallaşacaktır hem de maslowun ihtiyaçlar hiyerarşisindeki gibi kabul görülmüş hissedecektir ve onları taklit ederek öğrenim gerçekleştirecektir. Çocukları doğru ortamlarda kabul görülmesini, kendini gerçekleştirmesini sağlayin, yoksa kendilerini göstermek için bu şekilde absürt davranışlarda bulunabiliyorlar. Bu da irade yonetememektir. Gözükme çabasıdır. Hepimizde vardır bu ama kötü şeylerle var olamayız. Hukuken ceza gerektirir. Davranışlarımızın bı yaptırımı olmalı.
3- Adil olabilmeliyiz. Yine Kuran adaletiyle. Senin arkadaşın haksızsa onu koruyamazsın, sen hakkı batılı ayırabilcek ilmi vermelisin çocuğa. İlk olarak ebeveynler olarak sonra da toplum sonra da devlet adil olmak zorunda.
4- Kader konusunu tekrar açacak olursam, anne ve baba faktörü. Baba baba rolünde olacak, sert, disiplinli aynı zamanda örnek öğreten ve sevecen de. Çocuk düştüğünde yeniden kalkması için ona cesurluğu öğreten otorite, arkadaş değil baba. Anne de anne olacak çocuk düştüğünde kolundan tutup kaldırabilen. İkisinden hem cesareti hem merhameti öğrenmeli. Allah da bizi seçimlerimize bırakır bazen anne gibi müsade etmez bazen sonucunu görüp acıdan ders çıkarmamıza müsade eder baba gibi.
5- Yine kaderle bağlantılı, çocuğun seçimleri olacak ama bunlarda doğru tercihler yapmazsa sonunun iyi olmayacağı bilinmelidir. Biz sadece birey olarak kendimiz için yaşamayız toplumda varızdır. Hem karşindakine hem de kendine verilen emanete dikkat etmelisin. Medeniyet sana sadece karşındakine zarar verme der ama hayır kendine de zarar veremezsin ve iraden kullanman için hislerin yönetebilmen için sana verilmiş emanettir. Sen kendine sahip çıkamadığında ahlakını mahvedip kendine zarar verdiğinde bu olaylardaki gibi birçok insana zarar verme ihtimali taşırsın.
6- Burada çarklardan örnek verilir. Toplumsal sistemde hepimiz farklıyızdır. Küçük çark büyük çarklar vardır. Büyük çark küçük çarksız işlev görmez. Hepimiz bire hizmet ederiz. Yani bazılarımız avukat, bazılarımız çöpçü, bazılarımız doktor, öğretmen olabiliriz. Hepimiz aslında bir bütün içindeyiz. Evet hiyerarşi var gibi gözükse de hiçbirimiz diğeri olmadan yapamaz. Bizim eşitlendigimiz nokta hep birlikte din kardeşi olabilmektedir. (Dine göre konuşuyorum onun ütopyasına göre... !)Ve burda herkes dayanışmayı öğrenir, alt üst ilişkisi vardır ama din ahlaki olarak üst gibi gözükenin alta hizmet anlayışından zekat vb., merhamet gibi insanı duygularını geliştirmeye çalışır. Sosyalist sistem gibi emeksiz eşitlikte kimse kimseye muhtaç olmazken, bizi düşüncesiz hedonist bir eşitliğe maruz bırakmaz. Burada çocuğun söylemlerinde "ben hepsinden daha zekiydim, okula gitmek istemedim, İngilizceyi kendim öğrendim" gibi ifadeler bu anlayışı öğrenmemiş yetisememis bir ahlak seviyesini gösteriyor.
İlk önce kendimizi haklı sandığımız bu dünyadan çıkıp, kendi ahlakımızı doğru bir düzenden "bana göre" sosyolojik, psikolojik, iktisadi ve en önemlisi adaleti, fenni, ilim olarak çok orantılı ayarlamış dinimizden öğrenip kendimiz ilim ogrenmeliyiz. Örnek insanlar haline gelmeliyiz. Davranislarimiz okuduklarımız, yaptıklarımız hep farklı olacak ama tek bir ahlaki sistem içinde muazzam bir şekilde kardeş olabilmeli. Adil, merhametli olmalıyız. Kendime bu ders... Sonra insanlara yardım etmeli onları sürekli eleştirmek yerine kendimizi eleştirmeliyiz. Eminim her kendini düzelten cogalirsa dünya daha güzel bir yer olur. Hala Zihniyeti bozuk rahatsız olanlar varsa rehabilite edilmeli, olmuyorsa ceza verilmeli.
Bizim, çocukların, toplumun, devletin ahlaki, hukuki, adalet ve ekonomik düzenlemeler yapması şart. Ama bizim yapabileceğimiz en önemli şey kendimizi düzeltmek!!!
En son oyunlar, diziler konusuna tekrar gelirsek, bilinçaltına giren her şey bir oluşum halindedir. Tek başına etken değildir ama etkisi vardır. Toplumdan dışlanmış, hissini yönetemeyen, kendini üstün zanneden, insanı merhamet yönleri yetişmemiş bir şahıs böyle bir eylemi gerçekleştirirken şiddetle beslenmiş olmalı. Merhametle beslenmiş olsaydı merhameti ogrenirdi. Ama o öldürmeyi öğrenmiş. Ünlü mafyatik tipler populerse çocuk taklidini o ünlü mafyatik tiplere yöneltecektir. Yabancı ülkedeki seri katili örnek almış mesela. Teknoloji hiç bilmediğimiz ülkelere bizi götürüyorsa, ve küçüklükte hisler yoğunsa prefrontel korteks yani doğruyu düşünme algıları düşükse çocukların ki öyle. Ebeveyn telefon, TV, tablet kullanımını yönetecek eline telefon verip bırakmayacak. Beraber kitap okuyup, ders çalışıp, oyun oynayıp, yemek yapıp belki tamir yapıp, belki yürüyüp belki sohbet,bulaşik, markete gitme, yapılacak her şeyi yapıp çocuğun kendilerine dahil olmasını sağlamalı. Konuyu çok karışık ele aldım ama bir sürü makale yazılır bu konuya ve benim 24 yaşına kadar öğrendiğim bir şey varsa ben annem ve babamım. Ve ögrendiklerimle varım. Ona göre daha iyi olmaya çalışarak şekillenip birey olmaya çalışıyorum. O yüzden dinlediğim müzikten, izlediğim filmden, yediğim yemekten, edindiğim arkadaşlara kadar dikkat etmekle mesulüm. Ve bunlari doğru secebilmem için gereken din anlayışımla varım. Çünkü herkesin farklı düşünce ve ahlakı var ve emin olun ki bu çocuğun veya İsrail'in de kendilerine göre ahlakı var. Ahlak derseniz ... O yüzden seçeceğiniz ahlak sistemi sizden daha üstün bir kural koyucudan gelmekte. Orucu, zekatı, namazı nasıl insani duyguları geliştirdiğini, insanlarla nasıl anlaşman, nasıl ilim öğrenmen gerektiğine kadar muazzam bir sistem. Ve sana ilk önce nefsinden başlamanı tavsiye eden köke inen bir sistem. Temizlik kökten yapılmazsa temel çürür. Üstü ne kadar süslerseniz süsleyin...