Geçen yıl gittiğim psikoloğuma şöyle demiştim: 'İçimde olan konuşmaları hiç durduramıyorum. Sürekli kendimle konuşuyorum, bu beni çok yoruyor."
Meğer yalnız değilmişim...
Benim içimdeki ses o dönem dırdırcı, yorucu bir hale bürünmüş. Ethan Kross’un Geveze kitabını elime aldığımda bu durumu çok daha iyi anladım.
Kross, o hiç susmayan sesi bir düşman gibi bastırmaya çalışmak yerine, onunla nasıl daha huzurlu bir şekilde yaşayabileceğime dair yöntemleri anlatıyor.
Kitabın dili o kadar kapsayıcı ki, sunduğu deney ve gözlemler sadece teoride kalmıyor. Özellikle son dönemde okullarda yaşanan şiddet örnekleri, terörün yarattığı acılar ve hepimizi derinden sarsan toplumsal olaylar karşısında zihnimizin nasıl bir karanlığa sürüklendiğini çok iyi yakalıyor. Kross, bu ağır dışsal atmosferin yarattığı gürültüyü, herkesin anlayabileceği bir dille analiz ediyor.
Kitabı okurken, aslında bu pratik yolların birçoğunu zaten hayatımda zaman zaman uyguladığımı fark ettim.
Örneğin; balkona çıkıp etrafı seyretmenin veya açık havada yürümenin, zihnimi o kapalı döngüden çıkarıp ferahlatmak için kullandığım doğal bir 'uzaklaşma' aracı olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Ancak bazen, arkadaşlarla duygudaşlık yaparken (birlikte rumination) farkında olmadan durumu körüklediğimi ve kendimi daha kötü hissettiğimi de tecrübe ettim. Kitap, hangi yöntemin neden işe yarayıp hangisinin bazen ters teptiğini sistemli bir şekilde görmemi sağladı.
Özellikle kaygının beni eline geçirip kalp ritmimi artırdığı, içimdeki seslerin dinmediği ve kaygının beni karanlığa çektiği anlarda, 'Sakin ol, halledersin Şule' diyerek o andan çıkmaya çalışmamın ne kadar doğru bir pratik olduğunu görmek bana çok iyi geldi. Demek ki o anlarda, o 'uzaktan bakma' becerisini içgüdüsel olarak kullanıyormuşum.
Bu dengeyi bulduğum en özel anlardan biri de, oğlumla gerçekleştirdiğimiz o gece okuma ritüellerimiz. Kitabın bahsettiği zihni başka bir yere odaklama veya o anın içinde tamamen kaybolma halini, en çok o masalsı sayfaların arasında yaşıyorum. Oğluma kitap okurken sesim hikayenin büyüsüne karıştığında, içimdeki o gürültünün sustuğunu ve yerini huzura bıraktığını fark ediyorum. Kitap, bu anların benim için sadece bir 'ritüel' değil, aynı zamanda dış dünyanın acımasızlığına karşı zihnimi iyileştiren bir sığınak olduğunu daha net görmemi sağladı."
Eğer siz de zihninizin içindeki o dırdırcı sesin sizi yönetmesine izin vermek yerine, onu kendi hayatınızın bir parçası haline getirmek ve daha huzurlu bir zihinle yaşamak istiyorsanız, bu kitap zihninizdeki o gürültüyü anlamlandırmak için size iyi bir rehber olabilir.
instagram.com/reel/DXWBamciqL...