Altı yaşındayken annesini kaybetti. Ölüm acısını hayatı boyunca her gittiği yere götürdü, onu gülerken gören olmadı. Bağdat doğumlu olduğu için başta Yahya Kemal olmak üzere birçok kişi tarafından küçümsendi ve yurduna dön çağrısı yapıldı. Nazım Hikmet o dönemde öğrencisi olduğu için Yahya Kemal'e çok yakındı ve Haşim'i ölümle tehdit etti. Ölüm endişesiyle 2 ay boyunca belinde tabancayla gezdi fakat Haydarpaşa Garı'nda tabanca ateş alınca onu taşımayı da bıraktı. Yüzündeki Halep çıbanından ömür boyu nefret etti. Çok çirkin olduğu düşüncesi ömür boyu peşini bırakmadı, aynalara tükürdü, gündüz insanlara görünmemek için daima geceleri çıktı sokağa. Şiirlerinde hep akşam vakitlerini, gölleri, yakamozları, gün doğumlarını anlattı. Yakın arkadaşı Yakup Kadri ondan hep "mavi gözlü bir zeka pırıltısı" olarak bahsedecekti. 4 Haziran 1933 yılında 49 yaşındayken hayata veda etti. Bu dünyadan bir Ahmet Haşim geçti. Ölüm yıl dönümünde sevgiyle anıyoruz.