·166 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Nisan 2026 00:32 En sevdiğim yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan bir eser daha bitirdim. Çok severek okuduğum akıcı ve anlaşılır bir dile hakim kitap. Eser Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en eğlenceli ve en zeki işlerinden biri. 1910’da Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağı söylentisiyle İstanbul’un kenar mahallelerinde kopan curcunayı merkeze alıyor. İlk sayfalarından itibaren mahalle kadınlarının korkuyla karışık dedikoduları, batıl inançları ve “kıyamet kopacaksa helalleşelim” telaşıyla öyle bir güldürüyor ki, kitabın mizahı gerçekten ilk sayfadan vuruyor. Ana kahraman İrfan Galip, Batı eğitimi almış, zeki ama biraz tuhaf, şöhret meraklısı ve bir kadın tarafından terslenince birdenbire “kadın düşmanı” kesilen bir genç. Kadınları korkutup küçük düşürmek için kuyruklu yıldız korkusunu kullanarak konferanslar düzenlemeye kalkıyor. Konferanslarda astronomi, anatomi, fizik karışımı tuhaf açıklamalar yapıyor, üstüne bir de kıyamet rüyası ekliyor. Bu sahneler hem çok komik hem de dönemin cahilliğini, hurafeye meyilli yanını ustalıkla tiye alıyor. Mizahı çok doğal ve halka yakın. Hüseyin Rahmi’nin en büyük yeteneği, İstanbul’un o dönemki konuşma dilini, esnaf argosunu, kadınların dedikodu üslubunu birebir yakalaması. Okurken gerçekten o mahallede oturuyormuş gibi hissediyorsun. Toplumsal eleştiri çok ince işlenmiş. Batıl inançları, cehaleti, kadın-erkek ilişkilerindeki çarpık anlayışları ve “korku tüccarlığı”nı eleştirirken asla sıkmıyor, hep güldürüyor. Kitap hem çok eğlenceli bir aşk/izdivaç hikayesi, hem de bilim ile hurafenin, akıl ile korkunun çarpıştığı, kadın-erkek ilişkilerinin sorgulandığı akıllı bir hiciv. 1910’ların İstanbul’unu, o panik havasını ve toplumsal saçmalıkları görmek isteyen herkes için harika bir klasik. Okuduktan sonra “keşke o dönemde yaşayıp bu curcunayı görseydim” dedirten, aynı zamanda “insanlar korktuklarından çok, korkmadıkları şeylerden çekiniyor” diye düşündüren bir eser.
Keyifli okumalar.