·768 syf.····Okunma: 21 Nisan 2026 03:54 Oy oy diyerek başlıyorum yorumuma;
Hani ciğerim dağlandı diye bir tabir vardır ya, kitabın başında, sonunda, ortasında bu hissiyatı çok net bir şekilde tattım ben. Duygu yoğunluğu çok ağır geldi, kalbimi sızlattı ama iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan oldu. Ben kitaba başlarken bir önyargı ile başladım çünkü sayfa sayısı inanılmaz çok ve nasıl ilerleyecek diye düşünüp durmuştum. Ama okumaya başladığım andan itibaren sayfalar sanki kendi kendine aktı, duygu yoğunluğu beni öyle bir sarstı ki sanki kitaptaki olayları yaşayan kişi bizzat bendim. Evettt gelelim konumuza;
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kısacık anlatmak durumundayım konusunu çünkü kitabın içerisinde bir sürü olay var, asla bir an durulmuyor. Ve tüm yaşananları ele alırsam bir kitapta ben yazmış kadar yorum çıkartırım ortaya. Neyse velhasıl ufaktan konuya giriş yapıyorum o vakit;
Nisan, sanat tarihine meraklı bir krüatör. Tekfur Sarayı'nda, Osmanlı zamanından kalma tablolar ve minyatürler sergileyecektir. Çok büyük ses getireceğini düşündüğü bir sergi hazırlar ama içlerinden bir tane sanat eseri eksiktir. Ve eksik parça varken serginin tamamlamayacağını düşünür. Bu duruma da nişanlısı el atar, Osmanlı zamanından kalma bir tablo minyatürünü tanıdığından ödünç alarak sergiye çıkartır. Ama Nisan tabloyu gördüğü an inanılmaz bir acı çekmeye ve tablodan gözünü ayıramamaya başlar. Sergi bittikten sonra Nisan tek başına tablonun karşısına geçer ve kendisini bir zaman yolculuğunun içerisinde bulur. Osmanlı dönemine gelmiştir ve henüz hangi padişah döneminde olduğunu bilmemektedir. Geldiği ortama ilk başta asla uyum sağlayamaz türlü sıkıntılara maruz kalır ve ona yardım eden ise yakışıklı, uzun boylu dizi artistlerini arattırmayan bir adamdır. Zamanın beylerindendir diye düşündüğü adamın geleceğin Yavuz Sultan Selim'i olacağını hiç düşünmemiştir. Peki bu adamla daha ilk karşılaştıklarında birbirlerine karşı hissettikleri o çekime ne demeli? Özellikle Selim'in Leyla'ya (Selim ona hiç sevmediği ilk ismi Leyla' yı sevdirmiştir ve artık bu ismi bile kullanırken tereddüt dahi etmez) olan aşkı beni eritip bitirdi.Ona yazdığı şiirler, gözünden sakınması, bu harem olayları meşhurken sadece Leyla ile olması benim için çok farklı bir yere koydu Selim karakterini. Ve kendi zamanında Nisan'ken çok bencil olan, insanları basamak olarak kullanan bir karakterken, Osmanlı döneminde Leyla karakterindeyken bu bencilliğinden sıyrılıp sevdiği adam için kendinden bile vazgeçecek olması beni hayran bıraktı kendisine. Yine kendi zamanında dostluk, arkadaşlık kavramlarını bilmeyip Osmanlı döneminde arkadaşlığı, dostluğu dibine kadar yaşayıp hatta acılarını görmesi o acıları bana bizzat hissettirmesi çok ağırdı. Okurken bir sürü duygudan duyguya sürüklendim ben çoğunlukla aşık oldum ve ağladım. Selim ve Leyla aşkı hayran olunacak kadar güzeldi. ama yine bir tarafta kanayan yaram Malkoçoğlu var ki onu çok başka seviyorum. (İmkansız bir aşka tutulması, karakterinin sağlamlığı bendeki yerini çok farklı bir boyuta taşıdı.) Kitapta ana karakterlerden ziyade pek çok karakterin sevgisine şahit olmak çok büyük bir onurdu. Okurken hayal dünyası olmasına rağmen dedim ki keşke gerçekten tarihin seyri bu şekilde olsaymış. Hatta ben yazarın ilk kitabı olmasına çok şaşkınım inanılmaz güzel bir kalemi vardı mest etti beni. Yazarın şimdiye kadar keşfedilmemiş olması beni çok şaşırttı. Keza yine okurken arkadaşlarıma arka planda keşke diğer padişahlara da böyle güzel, akıcı, etkileyici bir kurgu yazsa diye çok kez söyledim. 760 sayfalık kitapta etkilenmediğim tek bir sahne bile yok. Gerçek ve hayal dünyasını o kadar iyi harmanlamış ki keşke gerçek olsaydı her şeyiyle diyeceksiniz okurken. Çok uzun zamandır tarihi aşk kurgusu okumamıştım ve o açığımı çok güzel kapattı. Severek okudum, hayran kaldım, umarım başka kitaplarıyla da buluşuruz yazarın. Tarihi romantizm türünde okumalar yapmayı seviyorsanız eğer kesinlikle bir şans verin isterim, sevmiyorsanız da bir şans verin isterim çünkü kitabı seveceğinize o kadar eminim. Yazarın kitapta gerçekten Yavuz Sultan Selim' e ait şiirler kullanması enfesti. Bir yanda hayal dünyası, bir yanda gerçek kurgu arasındaki o ince çizgiyi okurken bir yandan da edebiyata dair enfes bir tat alıyorsunuz kitaptan. Son dönemde okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli Okumalar Diliyorum