Büyülü Bir Aşk Hikayesi ~ Ashley Poston
.
“Önemli olan son değildi.
O sona ulaşana kadar yazılmış her kelimeydi.” satırlarıyla başlıyorum. Bu kitapta hem son hem de o sona ulaşan kelimeler önemliydi!
“Bazen bir kitap hayatınızı değiştirebilir.” cümlesi sizin için bazen doğru, bazen de klişe gelebilir ama Büyülü Bir Aşk Hikayesi’nde fazlasıyla gerçekti.
Elsy mutlu sonları seven biriydi. Kitaplara aşık, evinde kitaplarıyla mutlu ve güvende yaşayan biriydi. Evlenmesine kısa bir süre kala terk edilince yeniden güvenli sığınağına, yani kitaplara yönelmişti.
Kitap kulübü buluşmasına giderken yaşayacakları ise fazlasıyla beklenmedikti. Yolda neredeyse birine çarpacak olması, arabasının bozulması ve kendini bir kasabada bulmasıyla işler değişiyordu. İnternet çekmiyor, mahsur kalıyor ama o kasabanın atmosferi bizi hemen ele geçiriyor. Bir de kalabileceği tek yerin tam da o adamın çatı katı olması…
Kurgu dünyasına aşık biri için tam romanlardaki gibi bir kasabaydı. Ya da gerçekten öyleydi!
Bu deneyim mükemmeldi! En sevdiği romantik kitap serisinin içinde, sevdiği karakterlerin ve atmosferin tam merkezindeydi.
Her şeyi, her karakterini bildiğiniz bir evrene konuk olmak mı? Mükemmel ve heyecan verici olmalı.
Kasabanın huysuz kitapçısı ise tüm bu denklemi bozan kişiydi. Andreas kısmındaki gelgitlerimiz, bu kasabanın gerçek olmadığı gerçeği, onun kitaptaki rolü ve son sayfalarda karşımıza çıkanlarla her şey çok özel bir yere bağlandı.
Hem kitabın atmosferi hem de karakterlerin tatlılığı -birinin de huysuzluğu tabii - harikaydı!
Yazarın kalemini zaten çok seviyordum ama bu kitap bir başkaydı.
“Ah, bana güven, siz ikiniz bezelye ve havuç gibi çok uyumlu olacaksınız, bunu hissediyorum.”
“Öyleyse, beni kitaplara sığındığım için kim suçlayabilirdi? Gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar, en azından beni hayal kırıklığına uğratmazlardı.”