Valla Osman, mesele aslında çok basit ama bir o kadar da içler acısı. Bu kitabın bütün olayı şu:
"Giden gidiyor da, kalan öyle pat diye toparlanamıyor işte."
Yazar diyor ki; sevdiğin birini, hayatının bir parçasını kaybettiğin zaman o boşluk öyle bir günde dolmuyor. İnsan bazen acısıyla dalga geçiyor, bazen saçmalıyor, bazen de oturup hiç gelmeyecek birine anlatır gibi duvarlara konuşuyor.
Acı çekmek de insana dair, saçmalamak da. Dünya bazen insanın üstüne yıkılır ama o enkazın altından komik bir hikâye çıkarıp anlatmaya devam etmek zorundayız. Çünkü hayat, gidenin ardından yas tutacak kadar kısa değil ama o yası da yanına alıp yola devam edecek kadar uzun.
Yani Osman; gidenin yeri dolmuyor ama hayat bir şekilde o boşluğun etrafında dönmeye devam ediyor.