·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Nisan 2026 00:00 Kemal Varol ile tanışma kitabım olan bu eserle başlangıçta pek yıldızımız barışmadı. Hatta ilk 150 sayfa boyunca "Sevdim mi, sevmedim mi?" diye ikilemde kaldım. Sanırım bu soğukluğun temel sebebi, Paris’teki Geri Gönderme Merkezi’nde çalışan Elenor’du. Onun katı kuralları, düşünceleri ile davranışları arasındaki o uçurum ve duygularının okura geçmemesi beni kitaptan biraz uzaklaştırdı.
Ancak ne zaman ki o isimsiz, dilsiz ve Türkiye’den gelen göçmenin hikâyesine dahil olduk, işte o an kitabın büyüsü beni içine çekmeye başladı. Kenan’ın anlatımıyla; bir ailenin, anne ve babanın, abilerin 1980 darbesinin o boğucu ve baskıcı döneminde parçalanmış hayatlarını dinliyoruz. Kenan’ın içindeki o yazma isteği, dönemin "demir yumruk" rejimi ve baskıları altında nasıl ezildiğini görmek can yakıcı.
Ve kitabın asıl gücü, finaldeki o muazzam ters köşede saklı. Bazı yerler böyle havada kalsa da yine de sevdim.