Bazı yıkımlar vardır, toz dumanı şehre değil sadece insanın ruhuna siner. Öyle bir devrildim ki, altından çıkarılacak bir "ben" kalmadı. İnsanlar sanıyor ki enkazdan sadece eşyalar çıkar; oysa benim bu enkazımın altında, hiç kurulmamış cümleler, hiç tutulmamış eller ve hiç gidilmemiş yolların cesetleri var.
Beni toparlamaya kalkmayın; her elinizi uzattığınızda biraz daha un ufak oluyorum. Bazı çatlaklar sıva tutmaz, bazı boşluklar dolmaz. Ben o boşluğun ta kendisiyim artık. İçimdeki kolonlar çökerken çıkan o gürültüyü sadece ben duydum; dünya ise benim sessizce oturuşumu "sükunet" sandı. Oysa bu, sessizlik değil; fırtınadan sonraki o uğultulu ve kanlı bitkinliktir.
Toparlanmam; çünkü toparlanacak her parçam bir başkasının kapı eşiği...