·192 syf.····Okunma: 17 Nisan 2026 09:17 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Cumhuriyet'in ilanının biraz öncesi, biraz sonrası bir dönem.
Kurtuluş Savaşı'nın cephe arkasında kalan öksüz çocukları... Bu öksüzlerden biri Musa.
Hükümet henüz çok yoksul, şehit yavrularını düşünecek durumda olmadığından Musa sürekli yer değiştiren darüleytamlarda barınır. Ama karnı hiç doymaz. Ayakları her mevsim çıplaktır. Mahrem yerlerini dahi örtemeyen giyitleri pul pul dökülmektedir. Çalmanın yanlış ama şart olduğu çocuk hayatında yoksulluk ve yoksunluk baş roldedir. Hayatta kalmanın dahi çok zor olduğu koşullarda Musa resim yapar, şiir yazar, kitap sayfaları arasında kaybolur. Yeteneklidir sanata, edebiyata. Ama öksüz sürülerinin içinde yetenekli çocuk olur muymuş? Adı Musa'ysa olurmuş. O bütün zorluklara rağmen hayallerinin peşinden koşar. Hatta bir gün hayatını çok daha iyi koşullarda idame ettirebilmek için, evlat edinilme fırsatı eline geçer. Ama Musa her türlü otoriteye karşı olduğu için bunu reddeder. Hayali öğretmen olmak olur ki kısmet olur.
Yazar Musa ile bize öksüz çocuk gömleğini giydirir ve o yıllara götürür bizi. Akıcı bir anlatımla otobiyografik bir eser koyar önümüze. Gel gör ki bizim bu eseri bir solukta okuyabilmemiz mümkün değildir. Çünkü bu gerçektir, bizim gerçeğimiz. Vatan borcumuzun sahipleri onlar.
'Uluslar da keşke çocuklar gibi temiz arkadaşlar olsalardı ne iyi olurdu. Ulusların ruhundaki mayalanmış, kartlaşmış öç duyguları, ulusal tiksintiler, ne korkunç pisliklerdi.'(s84)
Musa'nın okuduğu kitaplardan bazıları:
Güzide Sabri 'Yaban Gülü'
Reşat Nuri Gültekin 'Çalıkuşu'
John Milton 'Kayıp Cennet'
Goethe Genç Werther'in Acıları