Nora Gülüm ErdinçAndromedalı
Merhaba hissedenler 🩶
"Fakat şunu unutmayın; dünyanın kaderini yalnız ve yalnız siz belirliyorsunuz. Başınıza gelen felaketlerden de siz sorumlusunuz. Başka bir dünya dışı ırk ya da Yüce Yaratıcı değil." Size böyle bir şey denilseydi siz ne yapardınız?
Mitolojik, fantastik, psikolojik ve tam bir bilim kurgu filminin içindeymişsiniz hissi veren bir kitapla karşınızdayız
Yazarımızın ön sözüne bayıldım, ön sözünden size kısım bırakmak istiyorum: "Aslında bu roman bilinmeyen ya da ilk defa duyulan bir konu üzerine yazılmadı. Bilinen fakat görmezden gelinen, hatta insanlığa genellikle korku ile yansıtılan bir konuyu; dünya dışı temas konusunu kurgusal olarak anlatmaya çalıştım." Yazarımız gerçekten çok güzel anlatmış, anlatmakla kalmamış bize bunu hissettirmiş. Çok güzel bir duygu; bilimkurgu ile ilgilenirim fakat hiç bu kadar güzel, gerçeğe yakın, ki belki de gerçek, bir kitap okumadım. Aynı zamanda mitolojilere merak saldığım için çok keyifliydi. Yeri geldi, birkaç araştırmada yaptım; bu bana iyi geldi. Mısır mitolojisinde bahsediliyor. 3 farklı karakterin hayatları var, zaman dilimleri farklı: Biri M.Ö. ki zamana ait, biri 1947’lerde, biri 2012’lerde. Bunları birbirine bağlayan şey ataları; birbirine bağlılar. Bunu ilerleyen zamanlarda daha iyi anlıyoruz. Geçmiş ve günümüz bence harikaydı, yazarımız da öyle. Bence yazmaya devam etmelisiniz @
3 farklı karakter dedim ama hepsinin hayat hikâyesi farklı. Birisi Amunet, bir rahibe; aynı zamanda şifacı diyebiliriz. Bir olaydan sonra fark ediliyor ve birini iyileştirmek için bir yere gönderiliyor. Ama oradaki hayatı pek kolay olmuyor, her şey değişiyor. Bir gün geri dönerim dediği yere sizce dönebilecek mi?
Süreyya bir arkeolog. Her şey rüyayla başlıyor; bu rüya kısımları beni baya sardı. Her neyse, rüyasında gördüklerini yapıyor ve rüyasının doğruluğunu kendince kanıtlıyor. Bunu bilenlerin sayısı sayılıdır, herkese söylemiyor tabii..
Duru psikolog. O da büyük büyükannesi gibi, yani Süreyya gibi, rüyalar görüyor. Ama bazı rüyalar o kadar gerçekçi ki, sanki gerçekten yaşadı. Yaşamış gibi hissediyor, yoruluyor, halsiz kalıyor; sanki uyumamış gibi. Duru da yakın bir arkadaşına anlatıyor durumu. O da psikolog, Duru’ya yardım etmeye çalışıyor, bir şeyler yapıyorlar. Ama rüyalar dur durak bilmiyor. Daha sonra bu şahsa acayip gıcık olacağız ama ben bir yerde dedim ki, yine de elinden geleni yapmış, yine de onu korumaya çalışmış. Burada şaşırmıştım.
Bir kristal var, seçilmiş olana değin korunması gerekiyor. Bunu ta Amunet’in zamanından beri koruyorlar ve tabii bu kristale ulaşmak isteyenler de var: Bir tarikat. Korumacılar kristali korumak için elinden geleni yapıyorlar, yaptılar. Saklamak zordu ama onlar pes etmediler ve tabii bu kristal en nihayetinde seçilmişe ulaştı mı acaba? Sizce ulaştı mı?
Tam olarak bilmediğiniz bilgilerin parça parça olması, sonrasında size geleceğini belirten bir adam var. Size ışık tutan iyilerden birisin Aaron, belki bir gün bize de görünürsün, kim bilir
Çok kötü bir ters köşe yemiştim, hâlâ aklımda. Dikkatli olun önden uyarıyım dedim
Kitabı hemen okuyup bırakmak istemedim ama en nihayetinde bitirdim. Sanki bir roman değil de bilmemiz gerekenleri yeni yeni öğreniyormuşuz; bu bizim bir dersimizmiş gibi hissettirdi. Tam bir bilimkurgu filminin izinde gibi hissettim ve hiç çıkmak istemedim o filmden. İleride tekrar okumak isterim ve yazarımıza buradan sesleniyorum: Lütfen yazmayı bırakmayın, siz yazın biz okuruz, hissederiz Teşekkürler
Yazarımızın sondaki kısımda bahsettikleri içimi açtı. Böyle güzel bir incelik yapmasını sevdim. Bizi aydınlattığın ve bunları hissettirdiğin için teşekkür ederim
#kitapalıntıları
"Zor deneyimler yaşadınız. Dolayısıyla korkunuzun olması gayet normal. Duygularınızı yaşayın; yeter ki bu duygular uzun süre sizinle kalmasın. Özellikle korku. En düşük frekansa sahip olan ve bizi fazlasıyla aşağı çeken duygulardan biridir. Onun yerine en yüksek frekanstaki duyguyu yani sevgiyi koymalısınız..."
"Kötülük? Bu tamamen sizin algınız. Kötülük yoktur. Dengesizlik diyebilirsiniz buna. Ancak paylaşım yoksa dengesizlik yaratırsınız. Yani iyi olan her şey paylaşılmalıdır. Biz gezegenimizde bunu yapıyoruz. Sevgi ve yardımlaşma dengesini kurmalısınız," dedi Andromedalı.
"Evet... Düşünüyordum. İnsanların dayanma eşiklerinin ne olduğunu düşünüyordum Tuna. Ne oluyor da bir anda bu hale geliyorlar? Bugün böyleyiz diye yarın böyle olacağımızın garantisi yok. Belki biz hastayız, onlar değil. Sence onları hasta olarak sınıflandırıp, toplumdan dışlamak ne kadar doğru?"
"Sakın vazgeçme. Vazgeçersen; işte o zaman bu sistemin bir çarkı olursun. İşte o zaman ne kendine ne de birilerine faydan olur. Sistemin dayattıklarını yaşar ve ölüp gidersin. Pink Floyd'un şarkında dediği gibi 'Duvardaki diğer bir tuğla' olursun."
Bu durum ben tereddüt etsem bile görevin önemi ve devamlılığı olduğunu gösterdi bana. Yani olması gereken, olması gerektiği vakitte olacak, Duru. Bunu durdurmaya insanoğlunun gücü yetmeyecek.
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202367 okunma