Bu adamın kitapları her defasında beni hem şaşırtıyor hem de fazlasıyla duygulandırıyor. Her kitaptan sonra başka kitabını okumicam, yeter artık diyorum ama yine duramıyorum Mutlu sonları seven okurlar kesinlikle bu yazardan kitaplarından uzak dursun
Gelirsek bu kitabımıza. Distopya, dram ve gençlik üçlüsü çok güzel harmanlanmış. Okurken keyifle okudum. Yer yer kahkalar, yer yer göz yaşları eşlik etti sayfalarca. Ama beklenen sona yinede kendimi hazırlayamadığımı son sayfaya gelince anladım. Mateo ve Rufus ikilisinin yolculuğu 24 saate sığmayacak kadar güzeldi. Keşke diyorum farklı bir son olsaydı…
Biraz konusuna değinecek olursam. Ölüm Habercisi olarak bilinen bir kuruluş insanlara ölecekleri günü son an haber vermektedir. O gün içinde ne zaman ya da ne şekilde öleceğiniz ise bilinmemektedir. Son 24 saatinizi iyi değerlendirmek ya da oturup ölümü beklemek ise size kalmıştır.
Mateo ve Rufus aynı gece ölüm habercisinden telefon alan ve öleceklerini öğrenen iki yabancıdır. Ancak hayat bu telefondan sonra yollarını kesiştirmeye karar verir.
Mateo, biraz korkak, biraz çekingen ve bolca içine kapanık yaşan bir gençtir. Annesi doğumda ölmüş, babası ise yoğun bakımda hayat savaşı vermektedir. En yakın dostu Lidia dışında sosyal hayatı yoktur.
Rufus ise bir kaç yok önce tüm ailesini bir kazada kaybettikten sonra koruyu aile ile yaşamaktadır. Sosyal, biraz agresif ama hayatı yaşamayı seven bir gençtir.
Ve bu ikili öleceklerini öğrendikten sonra Son Arkadaş isimli uygulamada tanışır. Bu noktadan sonra olaylar gelişmeye başlar. Rufus, Mateo’yu saklandığı odasından çıkartır ve son saatlerini birlikte geçirmek için yollara düşerler.
Sevdikleri ile vedalaşmaları, yapmak isteyip yapamadıkları, son arzuları ve korkularının üstüne gidişleri ile ilerliyor kitap. Serinin ilk