Mahrem Terapi Seansları
Puan vermedi·304 syf.··
2026 31. kitabı
“Divanımdaki Erkekler” ismi ilk bakışta oldukça çarpıcı ve hatta biraz da yanlış anlaşılmaya açık bir etki bırakıyor. Aslında yeni mezun bir klinik psikoloğun cinsel terapist olarak kariyerine devam etme kararı ile başlayan bir süreci anlatıyor. Bitirme tezini “kadınlarda cinsel isteksizlik” üzerine yazmış ve bu alanda uzmanlaşmak istediğini söylüyor. Fakat ilginç şekilde terapi için arayanların hepsi erkek…Başlangıçta cinsel semptomları tedavi edeceğini düşündüğünü söyleyen yazar aslında bütün sıkıntıların psikolojik olduğunu keşfediyor… Ve terapilere sürekli başkaları ile birlikte olmalarına rağmen partnerlerine çok aşık olduklarını söyleyen erkeklerle başlıyor. Kendi ilişkisinden de ara ara örnekler vererek tabulaşmış bir düşüncesi de var. “Bence âşık olan kişi bir başkası ile birlikte olamaz.” İlk bakışta çok net, hatta biraz iddialı bir cümle gibi duruyor. Ama kitap ilerledikçe bu cümlenin altının aslında ne kadar dolu olduğunu görüyorsun. Çünkü kitapta anlatılan ilişkilerde sorun sadece “sevmek” ya da “sevmemek” değil. Asıl mesele, insanların geçmişlerinden taşıdıkları yükler. Bazı erkek karakterler var ki, gerçekten seviyor gibi ama bir türlü kalamıyor. Kimi kaçıyor, kimi yarım bırakıyor, kimi de aynı hataları tekrar ediyor. İşte tam burada insan şunu düşünmeden edemiyor: Bu bir seçim mi, yoksa geçmişin bir tekrarı mı? Bence kitap, ilişkileri bugünün içinden anlatıyor gibi görünse de aslında geçmişle kurulan bağları çok iyi gösteriyor. Önceki kırgınlıklar, öğrenilmiş davranışlar, hatta belki çocukluktan gelen eksiklikler… Hepsi o ilişkilerin içinde kendini tekrar ediyor. Bu yüzden bazı hikâyeler sadece bir “aşk hikâyesi” değil, aynı zamanda bir “yarım kalmışlık hikâyesi”. Ama kitap bunu ağır bir dille yapmıyor. Aksine, oldukça akıcı ve yer yer gülümseten bir anlatımı var. Tam da bu yüzden etkisi daha derin oluyor. Okurken kendini bir anda geçmişini düşünürken buluyorsun. “Ben neden böyle hissetmiştim?” ya da “karşımdaki neden böyle davranmıştı?” gibi sorular geliyor aklına. En çok hoşuma giden şey ise şu oldu: Kitap kimseyi tamamen suçlamıyor. Ne erkekleri yargılıyor ne de ilişkileri tek taraflı anlatıyor. Daha çok anlamaya çalışıyor. Belki de bu yüzden okurken bir yandan empati kuruyor, bir yandan da kendi hikâyene dışarıdan bakabiliyorsun. Kısacası, “Divanımdaki Erkekler” sadece ilişkileri anlatan bir kitap değil; geçmişin bugüne nasıl sızdığını, insanların neden aynı döngüleri tekrar ettiğini gösteren bir metin. Okurken sorgulatıyor ilişkilerini gözden geçirmene sebep oluyor.. Ne eksik, ne fazla, doğru bilinen yanlışlar, aldatıldım mı, aldattım mı?
Divanımdaki ErkeklerBrandy Engler · Ayrıntı Yayınları · 20211,285 okunma
·
133 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.