Merhaba,
Dollars serisi, benim Pepper Winters ile tanışmamı sağlayan seri oldu. Yazarın diğer kitaplarının da ülkemizde çevrilmesini gerçekten çok isterim. Çünkü her şeyden önce yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğundan bahsetmek gerekiyor; insanı dağıtan, yok eden, düşündüren ve empati kurmaya zorlayan bir anlatımı var. Üstelik böylesine zor, anlatılması güç bir konuyu ele alış şeklini hayranlıkla okudum. Özellikle Pim karakterinin işlenişine bayıldım; çünkü o kadar gerçekti ki… Böylesine travmatik bir sürecin insan üzerindeki etkisini, beynin hayatta kalma isteğini, çabasını ve o yükün ağırlığını o kadar iyi yansıtıyor ki okurken bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Keza Elder karakteri için de aynısını söyleyebilirim. Elder hiçbir zaman prensesi kurtaran beyaz atlı prens olduğunu iddia etmedi, yazar da bunu gözümüze sokmaya çalışmadı. Bu yüzden onun da en az Pim kadar gerçek yazıldığını düşünüyorum. Bu noktada özellikle şunu belirtmeliyim: Dark romance türündeki bazı kitaplar, en karanlık unsurları bile romantize edebiliyor. Ancak ben bunun doğru olmadığını düşünenlerdenim. Bu yüzden yazarın bu kadar ağır konuları titizlikle işlemesi, "güzelleştirmemesi" ve üzerini örtmemesi benim için çok kıymetliydi. Bir okur ve bir kadın olarak bu yaklaşımı ayrıca takdir ettim.
Gelelim kitaba. Beş kitaplık bir seri olmasından mütevellit olaylar oldukça yavaş ve sindire sindire işlendi. İyi ki de öyle oldu; açıkçası böyle bir konuyu bir veya iki kitapta okusaydım muhtemelen şu anki gibi hissetmeyecektim.
—Bundan sonrası spoiler içerir—
Pim'in kendisiyle aynı kaderi yaşamış biriyle tanışması, hem karakter gelişimi hem de biz okurların olayları anlamlandırması açısından önemliydi. Q ve Tess’in de bir kitabı var sanırım, tam emin değilim. Okur muyum bilmiyorum; çünkü Tess hikayesini anlatırken en az Pim kadar ben de şaşkınlıkla dinledim.
İlk kitabı okurken Pim'in hikayesinin bir Stockholm Sendromu olabileceğini düşünmüştüm ancak zamanla bu düşüncem rafa kalktı. Bu da aslında Pim'in tavrından ziyade, Elder'ın ona yaklaşımından kaynaklanan bir durumdu. Tess ve Q için muhtemelen aynısını söyleyemeyeceğim. Kitaba ilk başladığımda satır aralarında "Lütfen kaçıran kişiye aşık olmasın" diye yalvarıyordum kitap tanrılarına ve neyse ki sesim duyuldu. Aksini okumayı kaldıramam gibi geliyor AMA siz bana yine de çok güvenmeyin; her an okuyup eleştirisini yazabilirim!
Son olarak evlat edinme kısmına değinmek istiyorum. Seri boyunca en sevdiğim detaydı! Pim'in çocuklara olan yaklaşımı, anne olma isteği ve buna bağlı korkuları o kadar gerçekti ki her annelik konusu geçtiğinde yüreğim sızladı. Winters'a hayran kaldığım nokta; finalde sürpriz yumurtadan çıkarır gibi bir hamilelik çıkartmak yerine, birbirinin yaralarını saran bu iki insanın karşısına kendileri gibi yaralı ve muhtaç çocukların çıkması oldu. Özellikle ikisinin de "illa kendi biyolojik çocuğumuz olsun" bencilliğine düşmemesi çok etkileyiciydi. Birbirinin yaralarını iyileştiren iki insanın büyüyüp bir aileye dönüşmesi kalbimi ısıttı. Bu sahneyle karakter gelişimlerinin çok doğru bir noktada tamamlandığını düşünüyorum.
Puanım 8.
10 veremeyecek kadar cimriyim sanırım.