2021 yılının sonlarında okuduğum Coğrafya Kaderdir, bende doğrudan derin bir etki bırakmaktan ziyade, İbn Haldun’u daha yakından tanıma isteği uyandırmasıyla öne çıkan bir kitap oldu. Açık konuşmak gerekirse, eser İbn Haldun’u anlatma iddiasıyla yola çıkmış olsa da bu büyük düşünürü tüm yönleriyle kavrama konusunda yer yer yetersiz kalıyor; ancak buna rağmen sunduğu çerçeve, okuyucuyu asıl kaynağa, yani Mukaddime’ye yönlendirmesi açısından değerli. Kitap boyunca dikkat çeken en önemli nokta, İbn Haldun’un yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda güçlü bir düşünür ve toplum analizcisi olduğunun altının çizilmesi. Özellikle “coğrafya kaderdir” yaklaşımı üzerinden, yaşanılan yerin ikliminden siyasi yapısına kadar birçok unsurun insan hayatı üzerindeki etkisi oldukça çarpıcı bir şekilde ele alınıyor. Bu bakış açısı, modern insanın mutluluğu sadece sahip olduklarında arayan anlayışına da dolaylı bir eleştiri getiriyor; çünkü İbn Haldun’a göre insanı şekillendiren yalnızca bireysel tercihler değil, içinde bulunduğu çevre ve düzenin kendisi. Devlet, toplum, eğitim ve yönetim üzerine yaptığı tespitlerin bugün hâlâ geçerliliğini koruyor olması ise kitabın en güçlü taraflarından biri. Sonuç olarak, bu eser tek başına yeterli bir kaynak olmasa da, İbn Haldun’un düşünce dünyasına bir giriş kapısı niteliğinde; okuyanı asıl esere yönlendiren ve “daha fazlasını öğrenmeliyim” duygusu uyandıran bir kitap.