Kafamı salladım.
"Güzel," dedi zengin baba. "Şimdi işinin başına dön. Bu sefer sana hiçbir şey ödemeyeceğim." Şaşkınlık içinde, "Ne?" diyebildim.
"Dediğimi duydun. Hiçbir şey. Her cumartesi üç saat ça lışmaya devam edeceksin, ama saatine 10 sent almayacaksın. Para için çalışmamanın anlamını öğrenmek istediğini söyledin, öyleyse sana hiç para vermeyeceğim."
Kulaklarıma inanamamıştım.
"Aynı konuyu Mike'la çoktan görüştük. O işe gitti bile, konservelerin tozunu alıp raflara diziyor, ücretsiz. Hadi sen de elini çabuk tut da işinin başına git."
"Bu hiç adil değil," diye bağırdım. "Ücret vermeniz gerek."
"Öğrenmek istediğini söyledin. Bunu şimdi öğrenmezsen, senin de sonun oturma odasında gördüğün iki kadınla yaşlı adamınkinden farklı olmaz, seni işten çıkarmayayım diye dua edersin. Ya da baban gibi, çok para kazanır ama gırtlağına kadar borç içinde yüzer, daha fazla para bulsam da sorunu çözsem diye umut edersin. Ístediğin buysa, saatte 10 sent uygulamasına geri dönelim. İstersen yetişkinlerin çoğunu örnek de alabilirsin. Yeterli ücret verilmediğinden yakınır, işi bırakır, kendine başka iş ararsın."
"Peki ama ne yapacağım?"
Zengin baba başıma usulca vurdu. "Bunu kullan," dedi. "İyi kullanırsan, çok geçmeden sana böyle bir fırsat tanıdığım için bana teşekkür edeceksin, zengin bir adam olma yolunda ilerleyeceksin."
Önüme konan seçeneğe hâlâ inanamıyordum, olduğum yerde bir süre daha kalakaldım. Buraya zam istemeye gelmiş, sonra da bedavaya çalışma teklifiyle karşı karşıya kalmıştım.
Zengin Baba Yoksul BabaRobert T. Kiyosaki