Şişedeki Cehennem, İthaki'nin Japon Klasikleri serisinden bilmem okuduğum kaçıncı kitap ve gerçekten değeri bilinmesi gereken bir dizi bu. Bu sayede epey güzel kitap okudum, inkâr edemem açıkçası. Yumeno Kyūsaku’yu ilk kez okudum ve sevdim. Bir daha karşılaşırsam okurum, ama favorilerimden olmadı. Onu netleştirmek isterim baştan. Romanın merkezinde, aklını yavaş yavaş kaybettiğini düşünen bir yazar var. Ve onun mektupları, o parçalı düşünceleri, o kontrolsüz korkularını okuyoruz. Bu sanrıların insana hatırlattığı sinir bozucu durumlar da cabası. Kyūsaku bu belirsizliği öyle ustaca kurmuş ki, gerçeklik ve hayal arasında gidip gelen durumlar, sizin de aklınızın bulanmasına neden oluyor. kitap boyunca neyin hayal neyin gerçek olduğunu hiçbir zaman tam çözemiyorsun ki bence kitabın en etkileyici yanı da tam olarak bu.
Kitapta kısa ve uzun olmak üzere dört öykü var. Beni en çok "Ölümden Sonra Aşk" öyküsü etkiledi. Öyküler insanın en derinindeki duygulara inen, ürpertici, psikolojik gerilimi olan türdendi. Her öykü insanın zihniyle oyunu gibiydi ve tedirginlik hissini fazlasıyla yaşattı. Tekinsiz öyküleri çok seven bir okur olarak, Şişdedeki Cehennem'i de beğendim. Hararetle önermiyorum, fakat bu güzel bir korku-tekinsiz öykü kitabı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Keyifli okumalar diliyorum.