Hayatta Kalanlar benim için okuması kolay ama etkisi ağır bir kitap oldu. İlk başta sakin ilerliyor gibi hissettirse de sayfalar ilerledikçe içimde bir ağırlık oluşmaya başladı. Üç kardeşin hikâyesini okurken aslında sadece onların değil, geçmişin insanın içinde nasıl kaldığını da görüyorsun.
Alex Schulman çok yüksek duygularla anlatmak yerine daha sessiz bir yol seçmiş. Ama bence tam da bu yüzden daha etkileyici. Çünkü bazı şeyler açık açık söylenmiyor, sen hissediyorsun. Özellikle çocukluk anılarıyla bugünün iç içe geçmesi beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu. Okurken “asıl kırılma nerede başladı?” diye düşünmeden edemedim.
Kitapta beni en çok zorlayan şey, o sürekli hissedilen ama tam tarif edilemeyen gerginlikti. Her şeyin altında bir şey var ama netleşmiyor. Bu durum bazen yordu ama aynı zamanda kitabı gerçek kılan da buydu bence. Çünkü hayatta da çoğu şeyin net bir açıklaması olmuyor.
Bitirdiğimde öyle büyük bir “vay be” etkisi yaratmadı belki ama içimde kalan bir his bıraktı. Hani bazı kitaplar vardır, hemen etkisini göstermez ama sonradan aklına gelir ya, bu da öyle bir kitaptı benim için.