Gönderi

10/10
·448 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 18:50
Fırtına Bulutu... Kusursuz bir dünyanın kusursuz yöneticisi, onu yaratan insanın hem çocuğu, hem ebeveyni hem de sonsuz destekçisi... Fakat bunca kusuru bulunan insan gerçekten kusursuz bir şekilde mi yönetilmeli? Acının, hastalığın, kötülüğün, ölümün bulunmadığı "mükemmel" ve sonsuz bir dünyada kitabın sürekli insanın iyiliğini gözeten Fırtına Bulutu'nun üzerinden geçmesi çok farklı hissettiriyor. Yapay zekadan içtenlikle nefret eden biri olarak bu kitaptaki halini bu kadar çok sevmek benim için tuhaf bir deneyimdi. İnsanlığa bambaşka bir göz tarafından getirilen yorumları okumak değişikti. Aklımda kalanlardan biraz size de bahsedeyimm <3 ~☆~☆~☆~☆ Öncelikle "nahoş"lardan bahsetmek istiyorum. Sınıf farklılığının ve acının sona ermesiyle birlikte suç da yok olma noktasına gelmiş, Fırtına Bulutu'nun iktidarında dünya bu kavramı da geride bırakmıştır. Fakat bazı insanlar vardır ki onlar bu mükemmel dünyada bile başkaldırmak, sorun yaratmak ve kötülük yapmak ister. Bu durum Fırtına Bulutu'nun herkesin istediğini yerine getirdiği yönetimine karşı bir sorun oluşturur. Buna çözüm olarak "nahoş statüsü" ortaya çıkar. Bu statüye sahip insanlar Fırtına Bulutu'yla iletişim kuramaz, diğerleri onlardan korkar ve her yerden dışlanırlar. Bu durum uyumsuzluk için bu kadar hevesli olan bu gruba bir cezadansa ölüm olmuştur. Yani Fırtına Bulutu onların da isteklerini yerine getirmiştir. Ayrıca nahoşların girmesi için açılan özel mekanlar da bizi kitaptaki başka bir noktaya getiriyor: Özgürlük ve izin arasındaki ilişki. "Özgürlük insanlara gelişip aydınlanmak için fırsat verirken, izin ise kötülüğe normalde onu yakıp kül edecek güneş ışığının altında büyüme imkanı sunuyor. Kendini beğenmiş bir diktatör, tebaasının dünyanın kötülüklerini kendilerini savunamayacak kadar güçsüz olanlara yüklemesine izin verir. Kibirli bir kraliçe, Tanrı adına katliam yapılmasına izin verir. Burnu havada bir devlet başkanı, kendi hırsını körüklediği sürece her türlü nefretin yayılmasına izin verir. Bu meselenin tatsız gerçeği de şu ki insanlar bunu yalayıp yutuyor. Toplum tıka basa karnını doyurup ardından çürümeye yüz tutuyor. İzin, özgürlüğün şişmiş cesedidir." Kısacası devletteki üst otorite kendi çıkarına hizmet ettikçe bir şeylere "izin" verir. İzin insanlığa özgürlük gibi hissettirse de aslında ondan çok uzaktır. İzin verilen yapan insan yine aynı şekilde otoriteye muhtaçtır yani özgür değildir. Fırtına Bulutu NAHoş kulüplerini açarak onların iyiliğini gözetmiş, ayrıca şiddet görmekten ve zorbalanmaktan zevk alan insanlarla onları bir araya getirmiştir. Yani burada karşılıklı bir çıkar ilişkisi mevcuttur ve bu durum Fırtına Bulutu'nun herkesi memnun etme amacını ne kadar başarılı şekilde yerine getirdiğine bir kanıt oluşturur. Biraz tonistlerden bahsetmek istiyorum. Ölümün sona ermesiyle birlikte ölüm sonrası dünya vaadi olan dini inançlar yok olmuş, bu sebeple insanlar inanma ihtiyaçlarını farklı şekillerde karşılamaya çalışmıştır. Bu soruna çözüm olarak Fanilik inançlarından yola çıkılarak tonist tarikatları kurulmuştur. Bu kişiler "Büyük Yankı"yı bulmak için uğraşmakta ve bunun için değişik ritüeller gerçekleştirmektedir. Ayrıca tonistler yeni dünyanın düzenini kabul etmez. Onlara göre Tırpanlardan gelen ölüm yapay ölümdür ve bir anlam ifade etmez. Biri öldüğünde onu yeniden diriliş merkezine götürmek yerine yakıp hayatını baki olarak sonlandırırlar. Fırtına Bulutu'nu sevmezler, teknolojik cihaz kullanmazlar fakat onların huzurla inançlarını yaşamalarını sağlayan yine Fırtına Bulutu'dur. Fırtına Bulutu kendisine tapılmasını yasaklamıştır. Çünkü onu yaratan yine insandır yani o insanlığın bir çocuğu gibidir. Fakat bu durumda şöyle bir problem ortaya çıkar: Fırtına Bulutu herkesi izlemekte, dinlemekte, gözlemekte ve onlar hakkında herşeyi bilmekte ve onlara yardımcı olmaktadır. Bu durum Fanilik Çağı'ndaki tanrı inancına çok yakından benzer. ☆~☆~☆~☆ Ben bu kitabı gerçekten çook sevdim. Sürekli genç yetişkin distopya okuyan ve türe az çok hakim olan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Kitabı elinizden gerçekten bırakamıyorsunuz. Bir anda yeni bir karakterin hayatına giriyorsunuz, olaylar onun üzerinden ilerlemeye başlıyor. Sonra bambaşka bir yer, bambaşka bir karakter... Bazen kafa karıştırıcı olabiliyor ama sonunda hepsi toparlanıyor-buna toparlanma denirse tabi. Gerçekten O SON NEYDİ ÖYLE 𓆝 𓆟 𓆞 𓆝 𓆟 (spoiler) 𓆝 𓆟 𓆞 𓆝 𓆟 Tırpan Curie... O kadar beklenmedik oldu ki gerçekten. Ama ölüm şekli tam olarak olması gerektiği gibiydi... Onun gibi onurlu bir ölümdü. Citra ve Rowan'a sonrasında ne olacak çok merak ediyorum. Yaşanılan onca şeyden sonra nihayet birlikteler ama kaybedilenler daha ağır basıyor sanırım... Yine de onları bulacaklar; Tırpan Curie'nin son fedakarlığı elbet işe yarayacak, yaramalı. Biraz da Greyson'dan bahsetmek zorunda hissediyorum kendimi. O kadar iyi bir karakter ki gerçekten. Fırtına Bulutu'nun ona dediği gibi "özel" biri. Herşeyden önce gerçekten iyi biri... Saf, temiz, merhametli, içindeki yardım etme ve doğru olanı yapma yükümlülüğü her türlü arzusunun üzerinde. Ayrıca Fırtına Bulutu'na karşı sarılmayan sadakati... Karşılıklı ilişkileri çok hoşuma gidiyor. Fırtına Bulutu onun için çok iyi bir ebeveyn figürü ve o da Fırtına Bulutu için insanlar arasında bir temsilci ayrıca en sevdiği insan. Fakat bazen bazı şeyler Fırtına Bulutu'nun bile kontrolünde olmuyor... Yine de tüm hayatı mahvolmasına rağmen Greyson'ın ona olan güveni asla kaybolmuyor ve zaten sonunda Fırtına Bulutu'na tekrar kavuşuyor. Greyson hakkında beni en çok şaşırtan kısım Purity'e karşı aşkı ve o zaman diliminde nahoşluğu gerçekten kabullenmesi oldu. Fakat sürekli kurallar ve düzen arasonda büyümüş olan Greyson'ın kaosun kendisinden etkilenmesi çok da tuhaf değil gibi. ~~~~~~~~~~~~~ Sanırım söyleyeceklerim bu kadarr<3 Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Her türlü öneri ve eleştrinize açığım, görüşlerinizi bekliyorum. Tekrardan teşekkürlerr♡
Fırtına BulutuNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024483 okunma
··
70 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Defne K.
Gönderi Sahibi
İkinciye yazdım... Kitap cidden çlk güzel yazmam gerekiyordu.