·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Nisan 2026 00:00 Öncelikle kısa bir düzeltme yaparak başlamak istiyorum, kitabı 11 günde bitirmişim gibi gözükse de aslında 3 oturuşta bitirdim, siz orada yazılana aldanmayın :) Kitabı elime aldığımda tekrar bırakamıyordum ama elime almak için de zaman gerekiyordu işte orada küçük bi sıkıntı oluverdi.
Eveet, çok uzun zamandır inceleme yazmıyorum ama bu kitap için yazmak istedim çünkü bayadır kitap da okuyamıyordum, belki hem yeni bir kitap bitirmek hem de üzerine inceleme yazmak beni daha da şevklendirir diye düşündüm.
İşte karşınızdaa hazır havalar da ısınmışken soğuk kahve eşliğinde, yaz playlistinizle birlikte okuyabileceğiniz muhteşem bir romantik komedi kitabı.
Şimdi kısaca konusundan bahsedeceğim ki konusu da ilginizi çekecektir iddiasına varım. Başrolümüzde tatlı mı tatlı, güzeller güzeli, milyonlarca hayranı olan bir kadın şarkıcımız var, Rae Rose. Rae hayatının son dönemlerinde müthiş giden kariyerinin aksine kendini perperişan, yorgun, yapayalnız hissediyor. Yakını olarak görebileceği kimsesi kalmamış, etrafındaki herkes onun ruh hâlinden bi haber, en yakınım dediği annesi bile ondan olabildiğince uzaklaşmış… Ve artık bir gün her şey canına tak ediyor, dünya turnesine kısa bi süre kala hayatında ilk defa bencilce bir karar verip herkesten, her şeyden uzaklaşıyor ve hayat idolü olarak gördüğü oyuncu Audrey Hepburn’ün de Roman Holiday filminde yaptığı gibi Roma’ya kaçıyor. Ama bu Roma bildiğimiz İtalya’nın ünlü şehri olan Roma değil, küçük, tatlı, huzurlu mu huzurlu bir kasaba, ayrıcaa yakışıklı (bunu belirtmesem olmazdı napim), biraz da huysuz ama yufka gibi bir yüreği olan turtacı beyefendimiz Noah’nın da yaşadığı yer. Ve bizler de bu küçük kasabada Rae’in tekrar kendini bulmasını, içindeki Amelia’ya tekrar dönüşmesini okuyoruz. Yaa bu kitap gerçekten yüzünüzde her an tebessümler oluşturacak türden, ayrıca herkesin de kendini bulabileceği bir yönü olduğunu düşünüyorum. Karakterlerin bu kadar olgun olduğu, ilişkinin bu kadar iyi işlendiği bir romantik kitap okumamıştım uzun süredir. Ayrıcaa Audrey Hepburn’ü ve Roman Holiday’i de çok seven biri olarak kitabı okurken benzerliklerle karşılaşmak beni aşırı mutlu etti. Romantik türünü sevenlere kesinlikle önereceğim tatlı mı tatlı bir kitaptı benim için. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar, ha bir de kitabı okurken canınız turta çekebilir haberiniz olsun, benim için tek kötü yanı buydu sanırım hehe
Not: okurken müzik dinlemeyi sevenler için ben kitabın genelinde Sade albümleri dinledim, çok yakışıyor haberiniz olsun <3