Keçiyi Beklerken ~ Yevgeniy Panteleyeviç Dubrovin
Ölmüştü bizim babamız , alışmıştık sanki yokluğuna. Annem yeni bir hayata adım atmaya hazırlanmışken şimdi bir anda ne oldu böyle? Biz ise kardeşimle iyiydik böyle, zaten savaşın ortasındayız , yokluk bir yandan sarmalamış çevremizi, bu ortamda baba figürü gerekli miydi bize? Bu içinde bulunduğumuz başıboşluk ise bizim için konfordu.
Ve geldi babamız , savaşın bıraktığı izlerle.
Büyümüştük ve bizi çok yaramaz gördü. Acil disipline, otoriteye ihtiyacımız olduğunu dile getirdi. Oysa bu basbayağı kölelikti. Kabul edemezdik bunu , o zaman kardeşimle beraber babama itaat etmemeli, mücadele etmeliydik.
İki bölümden oluşuyor Keçiyi Beklerken.
Kitabın ismi neden beklenen keçi diye düşündüm okurken. İkinci bölümde bu sorunun cevabı, kısaca keçi umut diyeyim.
Ebeveynler keçiye sahip olmak bu kardeşleri evde yalnız bırakıp yolculuğa çıkarlar. Peki ya iki haylazı evde bırakmanın, keçiyi beklemenin sonuçları ne olacaktı?