Yazar Thomas Keneally, kaliforniya'da bir çantacı dükkanının kapısından içeri girdiğinde Oskar Schindler'in sıradışı kahramanlık öyküsünden, Schindler sayesinde hayatta kalan dükkân sahibi Leopold Pfefferberg aracılığıyla haberdar olmuştur. Aslen Çekoslavakya asıllı bir Alman olan Oskar Schindler'in hareketli bir yaşam tarzı vardı diyebiliriz hem kişilik hem de ailesinin ekonomik durumunun iyi olması onu bu yola sevk etmiştir diye düşünüyorum. Schindler nazi partisi üyesiydi fakat bu üyelik partinin bütün politikalarını desteklediği anlamına gelmiyordu o bir iş insanıydı bu üyelik ona bürokratik engelleri aşma konusunda avantaj sağlıyordu. Schindler Krakow'da bir emaye fabrikasını hayata geçirmek için bütün imkânlarını seferber ediyordu yeri geldiği zaman ss subaylarına hediye (rüşvet) vermek zorunda kalıyordu, şunu da belirtmek isterim ki Schindler'in karşısındaki kişiyi etkileme ve ikna etme kabiliyetini çok iyi kullandığını düşünüyorum. Fabrika için işçileri de hazırdı Yahudi halkı. Oskar'ın ilk zamanlar tek amacı para kazanmaktı lakin daha sonra getto da Yahudi halka yapılanları gördükten sonra her şey değişmişti. Artık tek amacı fabrikasıyla birlikte Yahudi işçileri biran önce güvenli bir bölgeye taşımaktı, hemen bir liste hazırladı ve bu 1200 kişiyi ne pahasına olursa olsun kurtarmak zorundaydı. Kitabı bitirdikten hemen sonra filmi tekrar izledim ve kitaba sadık kalındığını teyit etmiş oldum. Ayrıca bazı kesimler Yahudilerin uğradı zulmü konu alan filmler için propaganda yaptıkları iddasında bulunuyorlar ben bu düşünceyi doğru bulmuyorum sonuçta nazilerin yaptığı bir Yahudi soykımı apaçık ortadadır. Daha da önemlisi bu tür olaylarda Yahudi, Hristiyan veya Müslüman olması mühim değil tek gerçek değer insanlıktır, insanlık adına neler yaptığımızdır.
Aslında hikâyenin ana teması için şöyle diyebiliriz; Vicdanı ve cüzdanı arasında kalan Oskar Schindler insanlık adına doğru seçimi yapmıştır.