Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 25 Nisan 2026 21:34 Çin’deki bir şantiyede çalışırken yedi yaşındaki oğlu Tom’un vefat haberini alan Dani’nin, büyük bir keder ve pişmanlıkla Fransa’ya, eşi Nora’nın yanına dönmesiyle başlıyor. Dani, oğlunun ölümünü kabullenmekte zorlanırken, geçmişte işi uğruna onu ihmal ettiği ve yeterince vakit geçiremediği düşüncesiyle ağır bir vicdan azabı çekmeye başlıyor. Bu yoğun duygular, eşi Nora ile aralarında bir kopukluğa yol açıyor ve her ikisi de kendi kabuğuna çekilerek acısını tek başına yaşamaya başlıyor.
Oğlunun trajik kaybından sonra Dani, onunla hayalini kurduğu ama bir türlü gerçekleştiremediği her şeyi zihninde yarattığı o hayali adada yaşamaya başlıyor. Bu durumun bir hayal olduğunun bilincinde olsa da oğluyla yaşayamadığı her anı bu "ada" üzerinde inşa ederek hem vicdanını rahatlatıyor hem de yas sürecini kendine has bir yöntemle atlatmaya çalışıyor. Diğer yandan Nora ise yaşadığı büyük suçluluk duygusuyla baş edemeyerek bir psikiyatri kliniğine yatıyor ve biz her iki karakterin de birbirinden bağımsız, derin ve sarsıcı yas süreçlerine tanıklık ediyoruz. Alain Gillot, küçük bir çocuğun kaybının ardından anne ve babanın hissettiği duyguları o kadar başarılı yansıtıyor ki, her bireyin yasının aslında kendine ne kadar özel ve mahrem olduğunu, empati kurması oldukça güçlü bir anlatımla gözler önüne seriyor.