Asrın felaketi 6 Şubat...
Bütün iletişimin kesildiği, insanların birbirinden haber alamadığı, bir çok binanın yerle bir olduğu o gün...
Benim de hastanede solunum cihazına bağlı yatan, elektrikler kesildiği için babaannemin vefat ettiği o gün...
Okurken boğazım düğümlendi. Ama sadece deprem vesilesiyle değil... Bir mültecinin yaşadığı zorluklar sonunda tam mutlu oldum derken yaşadıkları sebebiyle...
Kitabımızın anlatıcısı depremde ulaşamadığı kuzeni Ferit'i bulabilmek amacıyla İskenderun'a gidiyor. Ferit'in binasının yakınlarında Ali ile karşılaşıyor. Ali'nin karısı ve kızı da göçük altında. Ne konuşabiliyor ne de bir şeyler yiyip içebiliyor. Yaşamla bağını iyice koparmaması için anlatıcımız Ali'yi sürekli konuşturuyor.
Kitabın devamında Irak'ta yaşanan savaş sonucu Ali'nin çocuk yaşta annesi,babası ve kardeşi gözünün önünde katledildikten sonra, mülteci olarak başına gelenler, çektiği acılar bütün çıplaklığıyla okuru da sanki anlatılanları yaşamışcasına içine alarak aktarılıyor.
Acaba Ali savaş sonrası kimsesiz kaldıktan sonra tekrar deprem sonrası da kimsesiz kalıyor mu? Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız ki ben kitap boyu merak ettim, okuyun dostlar.
Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim