Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 27 Nisan 2026 13:25 Öz Saygı Dersleri bittiğimde elimde “çok şey öğrendim” hissinden çok, “kendime bazı şeyleri itiraf ettim” duygusu kaldı. Yoon Hong Gyun kitabı akademik bir dille değil, günlük hayatın içinden, neredeyse yüzüne ayna tutar gibi anlatıyor. Bu yüzden okuması kolay ama etkisi rahatsız edici. Kitap genel olarak çok basit anlatıyor ama o basitlik insanı biraz rahatsız ediyor. Çünkü kaçacak yer bırakmıyor. Mesela sürekli başkalarını kırmamak için kendimden verdiğimi, “ayıp olmasın” diye sustuğumu düşündüm. Sonra içten içe rahatsız olup bunu yine kendime yüklediğimi… Kitap bunu direkt yüzüne vuruyor.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, öz saygının büyük laflarla değil küçük davranışlarla ilgili olmasıydı. İnsanların bizi nasıl gördüğünden çok, bizim kendimize nasıl davrandığımız.Aslında gün içinde kendimizi ne kadar yok saydığımızı fark ettim. “Hayır” diyememek, sırf karşı taraf kırılmasın diye kendinden vermek, sonra da içten içe rahatsız olmak… Bunlar okurken farkında olsam da bunların yüzleştiğim şeylerdi. Bir yerde şu düşünce özellikle takıldı bana: “Kendine saygısı olan insan, kendini sürekli kanıtlama ihtiyacı duymaz.” Bunu okuyunca durdum. Çünkü çoğu zaman yaptığımız şey tam olarak bu. Kendimizi anlatmak, onaylatmak, değerli hissetmek için sürekli bir şeyler yapmak… Aslında bu bile başlı başına bir yorgunluk. Rahatsız olduğum yerlerden biri de şuydu: Kitapta en zoruma giden kısım da şuydu; kitap bazı davranışları “iyi niyet” değil, direkt öz saygı eksikliği olarak anlatıyor. Yani sen iyi bir şey yaptığını sanıyorsun ama aslında kendine haksızlık ediyorsun. Bunu kabul etmek biraz ağır geldi açıkçası. Kitap, insanın kendi sınırlarını koruyamamasını açık açık bir öz saygı problemi olarak anlatıyor. Yani mesele sadece “iyi niyetli olmak” değil, bazen kendine haksızlık etmek. Bunu fark etmek biraz sert geldi. Çünkü çoğu zaman kendimizi iyi biri sanarken aslında kendimize zarar veriyoruz. Ama kitap şunu da çok net söylüyor: Bu bir anda değişecek bir şey değil. Öz saygı, bir karar değil, bir süreç. Kendine daha az yüklenmek, kendini daha az yargılamak ve en önemlisi kendini biraz daha ciddiye almakla başlıyor. Benim için bu kitap büyük bir aydınlanma olmadı ama küçük küçük farkındalıklar bıraktı. Ve bazen insanın ihtiyacı olan da tam olarak bu. Çünkü kendine karşı dürüst olmak, çoğu zaman en zor şey. İnsan herkese anlayış gösteriyor ama kendine gelince çok acımasız. Belki de öz saygı dediğimiz şey, kendine biraz daha insaflı davranabilmek. Keyifli Okumalar.