Gönderi

8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 16:00
Lovingdon Dükü öldüğünde, beş yaşındaki oğlu Henry’ye vasi olarak Jack Dodger’ı belirtmişti vasiyetinde. Bu habere merhumun genç eşi düşes Olivia kadar Jack’de şaşırmıştı. Çünkü, geleceğin Lovingdon Düküne vasilik etmek için, asalet ünvanı olmamasının yanı sıra, içinde kumar, kadınlar ve diğer yasaklı hizmetlerin verildiği lüks bir batakhane işlettiği için günahkar olarak bilinen ve adı şeytanla birlikte anılan birinin seçilmiş olması, inanılmaz gelmişti ikisine de. Düşes Olivia, babasının isteği ile evlendiği dükten yirmibeş yaş küçüktü. Çok sevdiği oğlunu uygun şekilde yetiştirmek en büyük arzusuydu. Fakat Jack Dodger, vurdumduymaz tavırları, sosyete kurallarına olan duyarsızlığı ve kabalık derecesine varan nezaket yoksunu hareketleriyle bu iş için hiç uygun bir aday olarak görünmemişti gözüne. Jack’se babasını hiç tanımamış, daha çok küçük yaştayken annesi tarafından satılmıştı. Satıldığı soylunun davranışlarından rahatsız olan Jack de o evden kaçmış ve sokaklardaki çocukları hırsız olarak eğiten Feagan’ın yanına sığınmıştı. Burada sokakta hayatta kalmak, para kazanmak için gereken şeyleri zekası ve yetenekleriyle hızla öğrenirken, şu anda da hayatında yer almaya devam eden arkadaşlıklar kurmuştu. Olivia, evinde içki bulundurmayacak kadar günahtan kaçınırken, Jack’se işi ve sürdürdüğü hayatla günaha bulanmış haldeydi görünüşte. Vasiyet okunduktan sonra aynı evde yaşamaya başladılar, biraz da zorunluluktan. Kurallara bağlı Olivia ile kendine göre kuralları olan Jack’in bir arada yaşaması kolay olmayacaktı elbet. Her fırsatta atışmalar, çatışmalar baş gösterdi doğal olarak. Her ne kadar çatışsalar da genç ve güzel bir kadın ve yakınındaki her kadını günaha sokacak kadar yakışıklı genç bir erkek söz konusu olunca ateş bacayı sarmıştı kısa sürede. Bunun nedeni sadece fiziksel görünüş değildi elbet. Çünkü, Olivia’nın oğluna düşkünlüğü, cesareti Jack’i etkilerken; her fırsatta paranın kendisi için en değerli şey olduğunu söylemesine rağmen, oğlu Henry’ye, yanında çalışanlara ve dostlarına olan tavırlarıyla Jack de Olivia’yı etkilemişti. Zamanla aralarındaki çekimi inkar edemez duruma gelmişler, birlikte daha çok vakit geçirmeye başlamışlardı. Bu süreçte birbirlerini daha yakından tanıdıkça da, aralarındaki bağ güçlenmişti. Üstelik, sadece Olivia değil, Henry de kendisiyle ilgilenen, oynayan ve sevgisini hissettiren Jack’e alışmış, peşinden ayrılmaz olmuştu. Ama, vesayetin kendilerine bırakılmamasına bozulan merhum dükün kuzenleri, farklı yöntemlerle müdahale etmeye çalışıp başarılı olamayınca son çare şantaja başvurmuşlardı. Bu olay, bardağı taşıran son damla olmuş ve hem ilişkilerinin istikametini belirlemelerini, hem de kitap boyu peşinde koştukları sırları ortaya çıkarmada mesafe katetmelerini sağlamıştı. Ve melek şeytanıyla barışmış, hatta birbirlerinden ayrılmamak için her şeyi göze almışlardı. Başlangıçta oldukça eğlenceli, sonrasında ise duygusal kısımlarına eklenen tutkulu sahnelerle ilerledi öyküsü. Toplumun beklentilerinin, önyargılarının şekillendirmeye çalıştığı hayatlardı okuduklarımız. Çekişmeleri, atışmaları, birbirlerine karşı hissettikleri tutku ve aşk çok tatlıydı. İkisi de güçlü görünen, kararlı, ama içten içe yaralarıyla kırılgan ruhlara sahip karakterlerdi. Bu nedenle de, aralarındaki engelleri ya da farklılıkları aşmak oldukça zor oldu ikisi için de. Çevreden destekleyenlerin de işlerini kolaylaştırması, Jack’in Simon’a ve Olivia’ya yaklaşımı çok hoşuma gitti. Nefretten aşka ilerleyen güzel bir historical romans kitabıydı. Bu nedenle de, yazarın dilini, anlatımını ve konusunuda beğendiğim bu kitabı, historical seven 18 yaş üstü okurlara tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum. Kitaplarla kalın. (alıntı) “Jack, kâhyası üniformasıyla mı uyuyor diye merak ediyordu. Çünkü ne zaman bir durum olsa derhal hazır görünüyordu.” “Bir kötü davranış, başka bir kötü davranışı haklı çıkarır mıydı?”
Şeytanla AnlaşmaLorraine Heath · Arkadya Yayınları · 202625 okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.