Bu İsmail Gezgin’den okuduğum ikinci kitap. Mitolojiye merak saldığımdan beri bu eserleri birer rehber, bir başlangıç durağı olarak okumayı zaten planlıyordum ama itiraf etmeliyim ki beklediğimden çok daha ufuk açıcı ve keyifli bir yolculuk oldu. Kitaba, özellikle "Homo Narrans" kavramını yani insanın neden anlatan bir varlık olduğunu araştırarak başladım. İnsan niçin anlatır, mitler neden vardır ve bu kadim öğretiler günümüzde hala nasıl bu kadar etkili olabiliyor? Sorularım bunlardı.
Kitap, temelinde tam da bu sorulara yanıt veriyor. Cennetten kovulan Adem ve Havva’dan Lilith’e, Dede Korkut Hikayeleri’nden Gılgamış Destanı’na, Habil ile Kabil olayından Nuh Tufanı’ndaki o ilginç ayrıntılara kadar pek çok konuyu derinlemesine işliyor. Ancak benim için kitabın en sarsıcı ve etkileyici kısmı, sonundaki o muazzam feminist okumaydı. Yunan tanrılarının o sözde "tanrısal" ama aslında tecavüz ve aşağılama içeren anlatılarını deşifre ederken, bildiğimiz masalların arkasındaki cinsiyetçi kodları da bir bir önümüze seriyor.
Özellikle Kırmızı Başlıklı Kız masalının kadını konumlandırdığı o eril dil ve sonundaki o dokunaklı tespit beni çok etkiledi: Kadınların kılık kıyafetlerinin veya bulundukları mekanların şiddeti hak etmeleriyle ilişkilendirilmesi, buna karşın şiddetin asıl kaynağının asla sorgulanmaması... Mağdurun mağduriyeti üzerinden yapılan o ahlaki yargıların kökenini bu mitlerde görmek gerçekten çok çarpıcıydı. Mitolojiyi sadece geçmişin bir hikayesi olarak değil, bugünün toplumsal sorunlarının temeli olarak okumak isteyen herkes için harika bir eser.