Gönderi

Çağımızın Bir Kahramanı - Kişisel Düşüncelerim
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 00:00
Fazlalık İnsan Eskişehir’de kitap almak için sahafa uğramıştım. Ne alacağımı ya da nasıl bir kitap istediğimi düşünmemiştim. Fahrenheit 451 yeni yerine taşınmıştı. Rafların arasında kitapları incelerken gözüme bir kitap ilişti. “Çağımızın Bir Kahramanı” elime aldım, inceledim. 1970’de basılmıştı. Hem eski olması hem de iddialı bir adı olması beni cezbetmişti. Doğrusu benim cahilliğimdi Lermontov’u tanımamak. Neyse ki tanışmamız geç oldu ama güç olmadı. Fiyatı uygundu da :) Sonradan aynı sahafta bu sefer de 1975 ciltli baskısını aldım. Yazarın önsözü beni okurken etkiledi. Bu yazılanlar geçmişin sözleri gibi gelmemişti. Tespitinin başka bir ülkede ve çağda hala geçerli olması beni sarstı ve etkiledi. Önsözü tamamen yazmayacağım. Lakin eserini ve başkarakterini kendi kalemiyle savunan bir yazarın “savunmasından” bir cümleyi aşağıya bırakacağım. “ Özür dilerim. İnsanların tatlıyla beslendikleri yeter; mideleri bozuldu artık: onlara biraz acı ilaç, katkısız gerçek gerek.” Bu incelemeyi yazmadan evvel yazılanlara göz gezdirdim. Beklediğim gibi birçok kişi Peçor’in ortak yönleri olduğunu yazmıştı. Doğrusu ben de yer yer aynaya bakar gibi olmadım diyemem. Peki Peçorin “Neden bu kadar tanıdık ?” - Peçorin’in kendi duygularını analiz ediş biçimi, kendi iç diyaloglarındaki gerçeklik. - Kendiyle yabancılaşması. - Anlam arayışı, kaderi sorgulayışı. - Bir türlü geçmeyen can sıkıntısı. - Amaçsızlığı. - İnsanlarla oyun oynaması. - Bitmek bilmez can sıkıntısı, hissizliği. Gibi gibi örneklerle uzayabilecek bu liste aslında modern insanın birçok defalar yaşadığı, içine düştüğü durumlardır. Elbette biz Peçorin kadar acımasız ve bencil değiliz. Yine de Lermontov bize Peçorin karakteriyle bir ayna tutuyor ve biz de kendimizden parçalar görüyoruz. Peçorin’in konuşmaları, kendini ifade ediş biçimi de karakterle kurduğumuz bağı perçinliyor. Fazlalık insan diye tanımlanıyormuş bu tip karakterler Rus edebiyatında. Yer altı adamına benzetiyorum. Ben ayrıca Peçorin’i modern insanın erken bir prototipi olarak görüyorum. Belki de bundandır benzeştirmemiz. Kadınlarla olan ilişkisi trajiktir. Elde eder ve sıkılır tüm döngü bundan ibarettir. Yalnız Vera’da bir şeyler farklı gelişir. Onu kaybeder ve kaybın altında ezilir. Vera’yla en azından vedalaşabilmek için atıyla ok gibi kasabaya yol alır ama başaramaz. Atı yolda yığılır, oracıkta ölür. İlk kez bir şeyi kaybettiğini fark eder ve kahramanımız gözyaşlarına boğulur. Bir şeyler hisseder. Elbette yine kendine akıllıca telkinlerde bulunur ve bu kaybın acısını da atlatır. “Kaybolan mutluluğun ardından gitmek, faydasız ve anlamsızdır. Bana şimdi ne gerekti ? Onu görmek mi? Niçin? Aramızdaki her şey tükenmemiş miydi? Acı bir ayrılış öpücüğü anılarımı zenginleştirmezdi ki; zaten ondan sonra ayrılmak bize daha güç gelecekti” Bu rasyonellik onun hem gücü hem de trajedisidir. Karakteri hem dış anlatımlarla hem de kendi günlüğünden tanımak, okurda çift katmanlı bir etki yaratıyor. Kendi vicdan muhasebesini kendi yapması okurla bağ kurmasını kolaylaştırıyor, Peçorin’i daha da derinleştiriyor. Uzun uzun yazdık şimdi de bana gelelim. Açıkçası ben Peçorin gibi olmak istemem. Bu denli bencil, amaçsız, hissiz ve her şeyden çabuk sıkılan bir bilinç hâli bana göre bir üstünlük değil, bir yoksunluk. İnsana verilebilecek en ağır cezalardan biri. Yaşamayı, hissetmeyi seviyorum. Dönem dönem Peçorin gibi hissettiğim olmuştur lakin bu yaşamımda olağan bir durak.
Çağımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · Varlık Yayınları · 19705,5bin okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.