Selamlar nasılsınız
Bugün size harika bir mafya kurgusu ile geldim.Kalemiyle ilk kez tanıştığım yazarımızın. Hatta okurken kendi kendime dedim ki. “Elif, sen bu yazara neden bu kadar geç kaldın?”
Yazarın kurduğu o karanlık dünya. Atmosferi öyle güçlü ki, içine giriyorsunuz ve çıkamıyorsunuz. Olaylar akıyor, karakterler ise resmen zihninize kazınıyor.
Özellikle erkek karakter.
Zeki mi? Fazlasıyla.
Soğukkanlı mı? İlmek ilmek.
Herkesten, hatta kendi şeytanlarından bile birkaç adım önde bir adam.
Kadın karakter deseniz, güçlü, zeki ve asla geri planda kalmayan bir kadın. İşte böyle karakterler okuyunca ayrı bir keyif veriyor
Gelelim konusuna.
Ulter kendi karanlık dünyasını kurmuş, sokaktan topladığı çocukları infazcı olarak yetiştiren bir adam. Tek bir kuralı var. Aşık olmak yasak.
Ama birinci oğlu bu kuralı çiğner ve bedelini hayatıyla öder.
Son yetiştirdiği ise Yedinci Oğul Marcus.
En gözü kara, en tehlikeli ve aynı zamanda varisi.
Her görevde başka bir kimlik Clark, Monroe
Ve bu hikayede Onur Baran.
Görevi mi?
Köprü Kralı Pars Tuna’yı yok etmek.
Plan kusursuz Pars’ın en değer verdiği kişiye, yani kız kardeşi Ahsen’e yakın koruma olarak sızmak.
Ahsen Tuna…
Karanlıktan uzak büyümüş, güçlü ama yaralı bir kadın.
Ailesinin gözleri önünde öldürülmesiyle hayatı değişmiş.
Ve o günden sonra nefret ettiği pembe rengi saçlarının ucunda taşımaya başlamış.
Bir gece, bir bar, bir olay ve ardından
Onur Baran artık onun koruması.
Ve o sahne.
Ahsen’in götürüldüğü koruma evi.
Odayı gördüğündeki şok çünkü her şey, kendi eviyle birebir aynı.
Kişisel eşyalarına kadar düşünülmüş hatta o çok sevdiği karpuzlu sakız bile.
Şimdi soruyorum size
Böyle bir adama düşülmez mi?
Ve tabii ki
Ateş ile barut yan yana gelirse ne olur?
Çekim ama nasıl bir çekim.
Okurken siz de içine çekiliyorsunuz.
Onur’un tek kuralı var. Saçlarına dokunulmasından nefret eder. Ama bu kural aşık olduğu kadına kadar geçerliydi.
Ama asıl yıkan
Onur’un geçmişi.
Yağmuru sevmemesi,kaldırım kenarlarını sevmemesi hatta pembeden nefret etmesi.
İkisi de uzak durmaya çalışıyor.
Ama kalp başka, akıl başka.
Bir yanda görev.
Bir yanda aşk.
Ve Pars
Yedinci oğulun peşinlerinde olduğunu biliyor.
Ama bir şey diyeyim mi Pars’a da ayrı düştüm
Onun hikayesini deli gibi merak ediyorum.
Çatışma sahneleri, diyaloglar, gerilim.
Onur'un vurulması. Ahsen'in yıkılışı. Sürekli onun yanında olması Pars'ın gözünden kaçmaz. . Sizce ahsen'i durdurur mu cıks.
Hele Pars ve Onur'un atışmaları aşırı iyiydi
Ve sonra Ahsen'in doğum gününde Marcus yedinci oğul olduğunu itiraf eder.
Yedinci Oğul olduğunu öğrenen Ahsen bir kez yıkılır.
Ve Marcus'un gidişi.
Ama asıl darbe?
Ulter’in planı. Bir şekilde ahsen'e ulaşır. Bunu öğrenen Marcus sevdiği kadını kurtarmaya gider.
Marcus'un Ahsen için diz çökmesi.
Ahsen'in Marcus'un hayatı için kendini feda etmesi..
Ben orada bittim
Sonrası mı?
Söylemiyorum. Çünkü gerçekten okunması gerekiyor. Daha neler oluyor neler.
Marcus, Maze ve Gül Teyze'nin bağlantısı, Ulter'in kim olduğu, Ahsen'in arkadaşı olan Karan ile ilgili gerçek.
Bunlar ve daha fazlası için okumalısınız.
Ama şunu söyleyebilirim.
Ben şimdiden Pars’ın kitabı “Köprü Kralı” için geri sayıma başladım.
Çıkınca birlikte alıp okuyalım mı?
Sizlerde mafya kurgusu karanlık atmosfer ve dark romance seviyorsanız kesinlikle ve şiddetle okuyun derim