Selamlar nasılsınız
Bugün size kalemine her kitapta biraz daha hayran kaldığım yazarımın yeni kitabı #ayışığıveyakamoz ile geldim.
Gerçekten anlatırken bile içim ısınıyor. Çünkü içinde ne ararsanız var çocukluk aşkı, mahalle sıcaklığı, abimin arkadaşı klişesinin en güzel hali, asker bir erkek karakter ve kalbiyle savaşan bir kız.
Gelelim konusuna…
Gülce… Bozcaada’da annesi ve abisiyle yaşayan, psikoloji okuyan genç bir kız. Babası şehit olmuş. Ve annesi o kaybın ardından çocuklarını adeta bir fanusun içinde büyütmüş. Gülce’nin hayatı ev, okul ve pastane arasında sıkışmış. Öyle ki annesi okuduğu kitaba bile karışacak kadar baskın biri.
Ama kalp işte. Söz dinlemiyor.
Gülce lise yıllarında komşularının oğlu Sancak’a aşık oluyor. Fakat iki aile arasındaki bitmeyen gerginlik, abisinin Sancak’la yaşadığı büyük kavga derken. Gülce aşkını kalbine gömmek zorunda kalıyor.
Derken bir gün Sancak askerden dönüyor.
Ve Gülce’nin karşısına çıkan kişi, giden genç değil… resmen taş gibi bir adam olarak döner.
İnsan “unutmuşum” sanıyor ama kalp asla unutmuyor.
Gülce annesi işi çıktığı için pastanede olduğu bir gün Sancak, Mert ve Fatih oraya gelirler. Sancak yardım etmek istediğinde gülce ona "gerek yok abi " Dediğinde Sancak’ın “bana artık abi deme” dediği an… işte orada kalbim bir durdu
Sancak konuşmak istiyor, artık kaçmak istemediğini söylüyor. Gülce istemese de buluşmaya gidiyor. ama saatlerce bekliyor ve Sancak gelmiyor.
Sonra bir telefon ve Sancak’ın mahalleyi terk ettiğini öğreniyor.
İşte tam burada kalbim kırıldı.
İki yıl geçiyor
Gülce bir ödev için Gelibolu’da bir karargaha gidiyor ve röportaj yapacağı askerle karşılaşıyor.
Tahmin edin kim?
Evet evet Sancak.
O anki şoku, o duyguyu gerçekten iliklerime kadar hissettim.
Sancak bu sefer kaçmıyor. Açık açık sevdiğini söylüyor, mücadele ediyor. Ama Gülce’nin kırılan kalbini toparlamak öyle kolay mı? Değil.
Ve ben okurken sürekli “Sancak efendi biraz daha uğraşacaksın” dedim
Üstelik sadece onlar da değil.
Aileler, özellikle abisi Alperen ve annesi asla bu ilişkiye onay vermiyor. Sancak tarafı da farklı değil. Yani aşkları gerçekten dikenli bir yol.
Yan karakterlere gelirsek.
Fatih senden hiç haz etmedim, net. Başak bunu hiç hak etmedi.
Hülya sana da ayrı bir sinir oldum. Keşke biraz daha süründüğünü okusaydım içim soğurdu açıkçası fatih .
Ve Mert.
Sancak’tan sonra en sevdiğim sendin. Gerçekten adam gibi adamdı. Onu daha fazla okumak isterdim.
Kitap bittiğinde içimde garip bir boşluk oluştu. Hani böyle “biraz daha olsaydı da okusaydım” dediğiniz kitaplar vardır ya. İşte tam olarak öyle.
Ben resmen doyamadım.
Kesinlikle alın, aldırın, okuyun diyorum. Çünkü bu hikaye sadece bir aşk değil. kalbe dokunan, insanın içine işleyen bir yolculuk