Devrim karşıtı düşüncelerini içeren mektupları nedeniyle ölüme mahkûm edilen ve hayatını giyotin sehpasında kaybeden (1792) yazarımız, merak unsurunu tetikleyerek içine çeken, yüzyılının ağır ağdalı dilinden uzak ve Fransız fantastik edebiyatının öncülerinden kabul edilen bu eserinde; insanın kendi kibriyle nasıl aldanacağını, erkeğin zaaflarını, gururun ve iradenin aşk karşısındaki çöküşünü okuruna, kötülük simgesinden ziyade arzunun ve aşkın maskesi altında ki şeytan figürü üzerinden irdeletiyor.....
Daha önce okuduğum Stendhal'ın Kırmızı ve Siyah'ında aşkın toplumsal bir satranç gibi resmedilmesine karşılık Cazotte'ta aşkın ruhu ele geçiren doğaüstü bir güç olarak gösterilmesi, her ikisinde de akıl ile duygunun mücadele halinde olması, savaş alanının ruh, hareketi sağlayanın merak ve alegorinin çift taraflı olması dikkatimi çekti. Benim için oldukça akıcı ve keyif aldığım bir okumaydı....
Herkese keyifli okumalar dilerim....