İnsandan merhameti çıkarınca tam olarak ne kalır özünde? Ben söyleyeyim, sadece et ve kemik yığını. Çevirdiğim her sayfada omuzlarıma binen o açlık hissi, ölüm korkusu, savaş ve sayamadığım daha niceleri...
"Fatma'nın ölüsü de gelince mezarcılar irili ufaklı, kızlı erkekli çocuk ölülerini birer birer mezara indirip, toprağın üzerine yan yana dizmeye, sonra üzerlerine tahta dizmeden toprak atmaya başladılar. Bir yığın çocuk bir daha kalkıp oynamamak, ekmek istememek, cıvıldaşmamak, kavga etmemek üzere bir tek mezara atılmıştı."
Hasan İzzettin Dinamo nun yarı otobiyografik bu romanı biz okuyuculara 1968 yılında kaleme alır. Pasifist bir yaşamı benimseyen dinamo son derece haklıdır bu düşüncesinde. Çünkü savaş en çokta geride kalan sevdikleri için zordur.
Kitabın ana karakterleri:
Temel ve ailesi ilk olarak Trabzon'dan İstanbul'a giderler yoksulluk nedeniyle, Orada da tutunamaz, tekrardan Samsun'a dönerler. Asıl acıları ve hayatın zorluğu şimdi başlıyordu. Bir yandan yoksulluk, bir yanda savaş ve birazda insanların gerçek yüzü çıkıyor ortaya.
Buraya sığmayacak, söylenecek o kadar çok söz var, Ama ben diyorum ki bu kitaba bir şans verip okuyun.
Kitap ve sevgi ile kalın.
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,200 okunma