YALANCININ KRALLIĞI – Christine Calella
Merhabaalaar, çeviri fantastik kitapları çok seviyorum. Artemis Milenyum’un çevirilerini yavaş yavaş toplamaya başladım, bana çok hitap ediyor. Yeni çıkan Yalancının Krallığı’da tabi ki nasibini aldı benden. Aksini zaten düşünemiyorum. Hadi gelin bir solukta bitirdiğim kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşayım.
Prens Bayard’ın bir yanlış anlaşılma sonucu kapısını çaldığı Ell, baloya hiç gitmemiş olmasına rağmen bu fırsatı zalim üvey ailesinden kaçmak için kullanır ve saraya adım atar. Ancak kraliyet hayatı, özgürlükten çok tehlike getirir. Gerçeği bilen gizemli Maxim, Ell’i köşeye sıkıştırır. Yalanlarla kurduğu hayatı korumak için artık saklanamaz.
Külkedisi masalını sever misiniz? Çocukken en çok sevdiğim masallardan bir tanesiydi. Bu kitapta, masalımızın bambaşka bir boyutuyla karşılaşıyoruz. Gerçek Külkedisi baloya gidip prenses olmuşken bizim Ell’imiz baloya gitmeden koskoca sarayın prensesi oluyor. Evet biraz yalancı kendisi. Söylediği yalanlar birbirini kovalarken, sarayda onun yalan söylediğini bilen bir tehlike olduğunu bilmiyordu.
Ell, yalanın vücut bulmuş hali kızımız kitabın sonunda dürüstlüğe dönüyor ya o satırları okumak çok iyi geldi. Oh dedim sonunda akıllandı. Yalancı falan ama kızımızın da gözü epey bir kara, insan ailesinden kurtarmak için koskoca krallığa yalan söyler mi? Valla bazen bana pes dedirtse de kurgu içinde onu okumak çok keyifliydi.
Canım Maxim, içten içe bizim Ell’e aşık ama sevdiği kadın yakın dostu Bayard ile evlendi. Bazı kısımlarda Maxim beni aşırı sinirlendirse de genel olarak sevdiğim bir karakter oldu. Prens Bayard’a gelelim biraz. Bu karakterde beni etkileyen şey gözü kara bir savaşçı olması oldu. Perilerle savaşıyor, krallığını korumaya çalışıyor. İyisi kötüsü tartışılır o kısma değinmiyorum.