Farabi’nin Mutluluğun Kazanılması eserini okuyunca aslında mutluluğa bakışının bugünkü “keyif almak” anlayışından çok farklı olduğunu görüyorsun. Farabi’ye göre mutluluk öyle anlık hazlarla elde edilen bir şey değil, daha çok insanın kendini geliştirmesiyle, aklını doğru kullanmasıyla ulaşabileceği bir durum. Yani insan ne kadar bilgili, erdemli ve dengeli olursa o kadar mutlu olur fikrini temel alıyor.
Kitapta özellikle dikkatimi çeken şey, mutluluğu bireysel bir şey gibi anlatırken aslında toplumsal bir boyuta da bağlaması oldu. İyi bir toplum olmadan bireyin tam anlamıyla mutlu olamayacağını söylüyor. Bu yüzden yöneticilerin ve toplum düzeninin de önemli olduğunu vurguluyor. Biraz idealist bir bakış açısı var ama düşündüğünde mantıksız da gelmiyor.
Genel olarak dili ağır sayılmaz ama anlattıkları derin. Okurken “mutluluk nedir” sorusunu biraz daha ciddi düşünmeye başlıyorsun. Bana kalırsa en güçlü yanı, mutluluğu basit bir duygu değil, ulaşılması gereken bir hedef olarak ele alması.