·520 syf.····Okunma: 18 Nisan 2026 00:00 Usta ve Margarita-Mihail Bulgakov
#okudumbitti #ustavemargarita #herkes
İlk Yayın Tarihi: 1966 520 sayfa
20. yy Sovyet edebiyatının güzel bir örneğini okudum.Baştan aşağı betimlemeler, ayrıntılar, okunması ve akılda tutulması zor uzun rusça isimler, ince detaylı tariflemelerle anlatılan onlarca farklı mekan, geriye dönüşler, ileriye gidişler olsa da zorlansanız da insan biraz gayret edince alışıp takip edebiliyor.
Metaforlar, semboller ve zamansal geçişler, izleyiciye aktif bir okuma deneyimi sunuyor. Pilatus–Yeshua ve Usta–Margarita eksenleri birbirini tamamlıyor; biri etik ve vicdan sorularını, diğeri aşk ve fedakarlık temalarını işliyor.
Kitapta o kadar çok fantastik öge var ki ister istemez romanın içine çekiliyor insan.Margarita'yla fırçaya binip göklerde mi uçmadım, Roma valisi Pontiuslu Pilatus'la aya uzanan yolda mı yürümedim, Şeytan ve ekibinin, Varyete Tiyatrosu'nda gerçekleştirdikleri gösterilerle insanların açgözlülüğünü ortaya çıkardıkları, baş koparma ve sahte para sahneleriyle birlikte fantastik bir evrende yürüyüşe çıkıyorsunuz.
Sovyetler Birliği'nin sindirme politikası,Sovyet bürokrasisi ve ikiyüzlülüğü kitapta üstü kapalı olarak veriliyor. Devletin baskıcı politikasının yansıması olan entelektüel çevre, yazarlar ve yaratmış olduğu toplum şekli kıyasıya eleştiriliyor.
Kitabın açılışındaki din üzerine olan tartışma ve bundan doğan olaylar silsilesi sonraki sayfalarda "mutlak iyi" ve "mutlak kötü" kavramlarının olmadığını gösteren şeytanı bizlere sunuyor ki yaptığı kötülüklerin nerede son bulacağını düşünürken, romanın çok başka yönlere gittiğini görmek yazarın kafasındaki sorgulamaların aslında ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Kitabın konusuna gelecek olursak; “1930'larda Moskovada ünlü bir yazar, Sovyet devleti tarafından sansürlenir; romanı yasaklanır ve Pontius Pilatus hakkındaki yeni oyununun tiyatro galası iptal edilir.Sadece birkaç gün içinde dışlanmış biri haline gelir.Bu talihsizliklerden ilham alan yazar, Woland adlı şeytanın yazarın çöküşünden sorumlu olan herkesten hicivli bir şekilde intikam aldığı yeni bir roman tasarlar.Bu romanın SSCB'de asla yayınlanamayacağını bilir, ancak ilham perisi Margarita onu ne olursa olsun yazmaya iter.”
Maddiyat - erdem- iyilik - aşk - maneviyat konularını fantastik bir tarihsel kurgu ve mizahi bir dille aktarabilmiş bir başyapıt Usta ile Margarita.İçinde Goethe'nin Faust'u, Dante'nin cehennemi, İncil'den Pontius Platus'a, Puşkin'e bir çok müzisyenin ve yazarın eserine referanslar var.
Delilik, mizah ve trajedi burada iç içe geçmiş durumda ama hiçbiri süs gibi durmuyor. Bana göre romanın özü Faustvari yapısı değil insanın ikiyüzlülüğü.Şeytan'ın gösterişsiz kıyafetleri, sade soruları, dürüst cevapları, insanların şeytanca fikirlerini dile getirtmesi, şeytanın içimizde olduğunu pat pat yüzümüze vuruşu kitabın edebi değerini ortaya koyuyor.
Eskiden insanların korkuları daha somuttu açlık, hayatta kalma, fiziksel tehlike. Peki ya bugün? Çoğu korku sosyal: dışlanmak, rezil olmak, yargılanmak, başkalarının önünde başarısız olmak. Yani kısaca “insanlar ne der?” Kitapta kara şeytani kedi Behemoth tam olarak bunu hedef alıyor, insanların ölümüne ciddiye aldığı bu kırılgan, kendi kendine kurdukları sistemleri.
Yazar; on iki yıl boyunca baskı, sansür ve hastalık etkisi altındayken bu eseri tamamlayamadan hayata gözlerini yummuş. onu bizlere ulaştıran sevgili eşi Yelena da bu noktada sonsuz övgüyü hak ediyor.
Kitap, 'kitap içinde kitap' şeklinde kurgulanmış: İlki, şeytan’ın (Woland) Moskova’ya gelmesiyle yaşananlar; diğeri ise Usta’nın kaleme aldığı, Romalı vali Pontius Pilatus’un İsa ile karşılaştığı kısımdır.
İçerik olarak iyilik-kötülük, gerçek-efsane, cesaret-korkaklık ve aşk-fedakârlık temaları üzerine yoğunlaşan kitapta bana göre korkaklık teması daha ön planda; korkunun ve korkakların hayatın akışına zorla verdiği yön sonrası yaşanan felaketleri gösteren birçok sahne kitapta mevcut.
Okunmalıı mı
Kitap severler için etkileyici bir kitap. kusuru ise bu kitabi okuyacak kişinin yeterli entelektüel bilgisinin olmasının gerekmesi.Yoksa kitaptaki birçok detay normal bir okuyucu için sıkıcı gelecektir, yine de okumaya değer.
Alıntılar:
"Söyle kimsin sen? Sonsuza dek kötülüğü isteyen, ama sonsuza dek iyilik yapan bu gücün parçasıyım." (Faust-Goethe)
"Ama lütfen şu soruyu bir düşün: Kötülük olmasaydı senin iyiliğin ne anlamı olurdu? Ve eğer bütün gölgeler yok olsaydı dünya nasıl görünürdü? Sonuçta gölgeler, şeyler ve insanlar tarafından oluşur. Bak, kılıcımın gölgesi burada. Ama gölgeler ağaçlardan ve canlılardan da gelir. Sırf çıplak ışığın keyfini sürmek istiyorsun diye dünyayı bütün ağaçlardan ve canlılardan arındırmak mı istiyorsun? Aptalsın."
"İnsanoğlu, gerçeğin ve adaletin egemen olduğu bir düzene kavuşur; o zaman hiçbir iktidarın gereği kalmaz."
"Kim söyledi sana dünyada gerçek, güvenilir, sonsuz aşkın olmadığını? O yalancının uğursuz dilini kesseler yeridir!"
"Şunu anlayın, dil gizleyebilir hakikati, ama gözler asla!"
“Cesaret, korkuya rağmen yürümektir.”
"Her çeșit iktidar, insanların üzerinde uygulanan bir şiddettir ve ne Sezarların, ne de başka herhangi bir iktidarın olmadığı çağ da başlayacak bir gün. İnsan için hakikat ve adaletin hükümdarlığı gelecek; o zaman hiçbir iktidara da gerek kalmayacak."