Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 27 Nisan 2026 02:16 Kıymetli yazar Nihan Feyza Lezgioğlu Çatlaklar Eşikler Avuntular'ında Yalnız Adam kitabından bir alıntıya yer vermiş. Alıntı ilgimi çekince kitabı okuma isteği uyandırmıştı. Okumama vesile olduğu için çok teşekkür ederim
Kitaba gelecek olursak,Yalnız Adam absürd tiyatronun önde gelen isimlerinden Ionesco'nun tek romanı. Tam bir felsefi roman, oldukça yoğun bir anlatıma sahip. İnsanın cennetten (esas evinden) koparılıp dünyaya gönderilmesinin (özellikle bunun bir 'fırlatılma' olarak görüldüğünde) sebep olduğu metafiziksel bunalımın bir insanın hayatında nasıl bir etki yaratabileceğine dair müthiş bir bakış açısı sunuyor. Barbara Cassin ev nedir, insan ne zaman evindedir sorularına Odysseus, Aeneas ve Hannah Arendt örnekleri üzerinden nostalji ile vatan, sürgün, anadil arasındaki ilişkiyi irdeleyerek bir cevap aradığı Nostalji kitabında bazen bir eşyanın (Odysseus için yatak), bazen anadilin, bazense tamamen yürekte beslenen o hissin 'ev'de olma hissini yaşatabildiğini ifade eder. Ancak görüldüğü üzere o hissi vermeye sebep şeyler kişiden kişiye değişebiliyor. Ve galiba en kötüsü insanın hiçbir zaman 'evimdeyim' hissini yaşayamaması; işte başkarakter de bu hissi hiçbir zaman yaşayamıyor. Augé'nin yok-yerler olarak kavramsallaştırdığı yerlerden birinde -bir lokantada- sık sık soluğu alıyor ama o mekân sorgulamalarını, içinde bulunduğu buhranı derinleştirirken 'dünyada geçip giden bunca insan varken yalnızım' düşüncesini katmerlendiriyor. (Sadece mekânın sorgulamaya verdiği yönü yazarın nasıl yansıttığını görebilmek için dahi okurdum ben bu kitabı, öyle iyiydi) Bu yalnızlık kişinin içinde bulunduğu derin sorgulamaların, gerçek eve hasretin beraberinde getirdiği bir yalnızlık. Zira kendisini oranın bir yabancısı olarak görüyor. Okurken sık sık aklıma Truman Şov filmi geldi (duvarın arkasında ne var?) ancak karakterin içten içe arzusu Tanrı'ya başkaldırmaktan ziyade Tanrı'ya kavuşmak, gerçek ev olarak gördüğü eve ulaşmak. Bu açıdan dünyaya -ve elbette insanlara-yaklaşımı şu ayetin yansıması gibi, "(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur keşke bunu bilselerdi!." Bunu idrak edince otomatik yüklenen o soru: Peki böyle bir dünyada bu kadar acı neden? Absürdlükse işte bu sorgulamaya başladığında başlıyor. Okur ister istemez o sorgulamaların ortasında buluyor kendini ve bireyden topluma geniş bir perspektiften bakma, durup bir düşünme imkânı yakalıyor. Nihayetinde herkese hitap eder mi emin değilim ama büyük bir ilgiyle okuduğum bir kitap oldu. Elbette daha pek çok açıdan ele alınabilir, bunlar bende bıraktığı ilk izlenimler. Naçizane tavsiyemdir efenim.